21 MAYIS
KAFFED

21 Mayıs 2017
Çerkeslerin Uğradığı Soykırım ve Sürgünün 153. Yılı…


Tarihin en eski dönemlerinden beri yaşadıkları anayurtları Kafkasya'da eşsiz bir dil ve kültür geliştiren Çerkesler yüzyıllarca süren onurlu direnişlerine rağmen Çarlık Rusyası ile büyük devletlerin kolonyalist politikaları ve stratejik hedefleri doğrultusunda soykırıma uğradı ve Anavatanlarından sürgün edildi.

Fakat tüm baskılara, dağılmışlığa, acılara karşın Çerkesler varlıklarını ve kimliklerini koruyor ve yaşatıyorlar.

21 Mayıs, Çerkes halkının yaşama direncinin ifadesidir. Direniştir, başkaldırıdır, diriliştir.

21 Mayıs, halkımızın belleğine kazınan tüm bu acıları, savaşları insanlık dışı uygulamaları dünyaya haykırmak istediğimiz gündür.

21 Mayıs, dün, bugün, yarın perspektifinde ulusal-kültürel kimliğimizi yaşama ve yaşatma isteği ile geleceğe ışık tuttuğumuz günlerdir.

21 Mayıs, birbirinden koparılmış halkın farklı coğrafyalara dağıtılsa bile, birlikte yaşama irade ve arzusunu haykırdıkları günlerdir.

21 Mayıs Diaspora ile Anavatandaki kardeşlerin yüreklerinde eş zamanlı yanan bir kor ateştir ve bu ateşin yaktığı yürekler mutlaka bir gün ortak geleceklerini kuracaktır.

Bu inanç ve kararlılıkla haklı taleplerimizi haykırmak, soykırımda ve sürgün yollarında kaybettiklerimizi anmak için 13 Mayıs 2017 Cumartesi günü Kefken'de buluşuyoruz.

13 Mayıs günü Kefken'de Nart Ateşi'ni yakacağız.

Ve 21 Mayıs günü Nart Ateşi'ni Anavatana, Anavatanda yaşayan kardeşlerimize taşıyacak, Diaspora ve Anavatanın birliğinin, 150 yıllık inkar, baskı ve ayrılığa rağmen yıkılmadığını, yıkılmayacağını göstereceğiz.

Soykırım ve sürgünün acısını yüreğinde hisseden tüm Çerkesleri ve Çerkes dostlarını bu anlamlı günlerde beraber olmaya çağırıyoruz.

13 Mayıs Kefken ...
21 Mayıs Anavatan ...

153. Yılda Karadeniz'in İki Yaka'sındayız.
Adalet için, Kültürümüz için, Vatanımız için...

Kafkas Dernekleri Federasyonu


Kaffed web sitesi için tıklayınız.
21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgünü hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

13 MAYIS'TA KEFKEN'DE
NART ATEŞİ'Nİ YAKIYORUZ

21 MAYIS'TA ANAVATAN'DA
KARDEŞLERİMİZLE BULUŞUYORUZ

Adalet için, kültürümüz için, vatanımız için...

Siz de katılın...



153. Yıl Etkinlikleri


13 Mayıs Kefken Programı


13 Mayıs 2017, Cumartesi
Babalı ve Karaağaç Köyleri, Kefken, Kocaeli

18:00 - 18:15     Karaağaç Köyü Mezarlığı Sürgün Anıtı’nda toplanma
18:15 - 19:00     Konuşmalar ve duaların okunması
19:00 - 19:30     Toplu olarak Babalı Köyü Merkez Camii'ne gidilmesi
19:30 - 20:15     Babalı Köyü Merkez Camii önünde kortej oluşturulması ve yürüyüş
20:15 - 20:30     Sahile karanfil bırakılması
20:30 - 22:30     Anma programı

Katılımcılar için Bilgi Notu'nu indirmek için tıklayınız.

Koordinatlar: Karaağaç Mezarlığı: @41.1479, 30.3070; Babalı Köyü Merkez Camii: @41.1813,30.3505


Bölgelerden otobüslerin kalkış saatleri ve irtibat telefonları

Dernek Kalkış yeri Kalkış tarihi ve saati İrtibat telefonları
Ankara Çerkes Derneği 13 Mayıs, saat 11:00 0312 2228589, 0532 1661864
Antalya Antalya Kafkas Derneği 13 Mayıs 0535 3795308
Bozüyük Bozüyük Kuzey Kafkasya Kültür Derneği 13 Mayıs, saat 14:00 0533 3218361
Bandırma Kuzey Kafkas Kültür Derneği 13 Mayıs  
Çorum Çorum Kafkas Derneği 13 Mayıs  
Düzce Anıt Park önü 13 Mayıs, saat 15:00 0505 4475356  
İstanbul (Bahçelievler) İstanbul Kafkas Çerkes Derneği 13 Mayıs 0543 3772362
İstanbul (Bağlarbaşı)     Kafkas Kültür Derneği (Bağlarbaşı) 13 Mayıs, saat 13:00 0216 6510088
İzmir    Bornova Evka-3 Metro Durağı 13 Mayıs, saat 08:00 05324633471
Sakarya    İnci Göz Hastanesi önü 13 Mayıs, saat 15:30 0533 4649208

Not: Liste derneklerimizden bilgi geldikce güncellenecektir. Ulaşım ve 21 Mayıs anma etkinlikleri hakkında ayrıntılı bilgiyi bölgenizdeki Kafkas derneklerinden temin edebilirsiniz.

21 Mayıs Haftası kapsamında düzenlenecek olan diğer etkinlik haberleri için sitemizi takip ediniz.



Gerçek Neyse Onu Söyler Ağıtlarımız...



     


21 Mayıs: Unutturulmak İstenen Bir Tarih


Çerkesler Kafkasların yerli (otokton) halkı olup ezelden beri bu topraklarda yaşamışlardır. Çerkesler olmadan Kafkasya, Kafkasya olmadan Çerkesler düşünülemez.

Günümüzde Çerkeslerin çok büyük bir kısmı Kafkasya dışında yaşıyor. Türkiye'de, Kafkasya'da yaşayanların en az 4-5 katı Çerkes var. Suriye, Ürdün ve İsrail'de de önemli Çerkes yerleşimleri bulunuyor. Avrupa ülkeleri, ABD ve dünyanın diğer pek çok bölgesinde de Çerkesleri görmek mümkün.

Çerkeslerin büyük bir kısmı niçin anayurtlarında yaşamıyor?

Çünkü Çerkesler 1864'de Çarlık Rusyası tarafından anayurtlarından sürgün edildi.

Yüzyıldan uzun bir süre Çerkeslere boyun eğdiremeyen Çarlık Rusyası, Çerkesleri imparatorluğun diğer bölgelerine veya Osmanlı topraklarına sürgün etmeye karar verdi. Çerkesya'nın yerli halklarından temizlenmesi amacıyla uygulanan sistemli politika sonucu, Çerkeslerin büyük bir kısmı 1864'de çok kısa bir süre içerisinde, anayurdundan korkunç koşullarda sürgün edildi.

Bu, insanlık tarihinin gördüğü en acımasız sürgün ve soykırımlardan biridir. Fakat tüm baskılara, dağılmışlığa, acılara karşın Çerkesler varlıklarını ve kimliklerini korudular, yaşattılar, 21 Mayıs'ı ve Anayurtlarını hiç bir zaman unutmadılar.

Savaşlarda ve sürgün yollarında kaybettiğimiz şehitlerimizi anmak ve acılarımızı umuda çevirmek için

13 Mayıs 2017 Kefken'de / 21 Mayıs 2017 Anavatan'da buluşuyoruz...



Rus-Kafkas Savaşları: 1763-1864


1547 yılında kurulan Rus Çarlığı hızla doğuya (Sibirya) ve güneye (Kafkasya) genişledi. Kuzey Kafkasya'ya yönelik ilk büyük ölçekli askeri saldırı 1604'de gerçekleşti. Bu saldırının güçlü bir direniş ile karşılaşması sonucu Çarlık Rusya'sı bölgeye yüz yıla yakın bir süre tekrar dönemedi.

Büyük Katerina döneminde Rusya tekrar Kafkasya ile ilgilenmeye başladı. 1763 yılında Kafkasya'nın işgalinde bir sıçrama tahtası olarak kullanılacak Mozdok kalesi inşa edildi. Mozdok'un Kabardey topraklarında inşası, Rus-Kafkas Savaşları'nın başlangıç tarihi olarak kabul edilmektedir.

Kafkasya'nın İşgali, 1963-186418. yüzyılda Çarlık Rusyası'nın yer yer gerçekleşen askeri saldırıları Kafkasyalı halkların şiddetli direnişi ile karşılandı. Bu dönemde Kuzey Kafkasya'yı Gürcistan'a bağlayan Daryal geçidi ve Gürcü askeri yolunu kontrol etmek için Vladikafkas kalesi inşa edildi. Rusya, Kuzey Kafkasya'yı kolonileştirmek için Kuban ve Terek topraklarını Kazaklara verdiğini açıkladı fakat sadece Kuban ve Terek nehirlerinin kuzey yakasında yerleşimler kurulabildi. Krasnodar (o zamanki ismi ile Yekaterinodar, "Katerina'nın Hediyesi") 1794'de kuruldu.

Osmanlı ve İran saldırılarına karşı korunmak için Gürcistan'ın 1783 yılında Rusya'nın himayesi altına girmesi ile Rusya bölgede stratejik bir üs elde etmiş oldu. Gürcistan 1801 yılında resmi olarak Rusya İmparatorluğu tarafından guberniya statüsü verilerek ilhak edildi. Gürcistan'da güçlü bir konum elde eden Rusya Kuzey Kafkasya'daki askeri faaliyetlerini 19. yüzyılın başlarında yoğunlaştırdı. General Yermolov sınır boyunca zincir şeklinde kalelerin inşa edilmesi ve Kafkas halklarının baskınlarla terörize edilmesine dayalı yeni bir tedrici işgal planı geliştirdi. Uyguladığı politikalardan dolayı Yermolov'un ismi "gaddarlık" ile eş anlamlı kullanılır oldu. Yermolov bu politikaları, "ismimin yarattığı terörün, kalelerimizden daha güçlü bir şekilde sınırlarımızı korumasını istiyorum" diye savunuyordu.

Grozni (Rusça anlamı "korkunç") 1818'de Sunja nehrinde bir kale olarak kuruldu ve Rusya ordusu Yermolov'un vahşi politikaları sonucu 1820'lerin başlarında Çeçenya ve Kabardey'in kuzey ovalarında kontrolü sağladı.

1820'lerin sonlarına doğru İran (1826-28) ve Osmanlılarlar (1828-29) ile yaptığı savaşlardan dolayı Rusya'nın Kafkasya'daki askeri faaliyetleri azaldı. Fakat bu iki savaştaki başarıları ile güçlenen Rusya, 1830'ların başlarında Kafkasya'da savaşı tekrar başlattı ve yine güçlü bir direnişle karşılaştı. Kuzey-doğu Kafkasya'daki direniş 1830'lar ve 1840'larda Şeyh Şamil tarafından etkili bir şekilde organize edilirken, Kuzey-batı Kafkasya'daki bağımsız Çerkes kabileleri Rus/Kazak yerleşimlerinin Laba nehrinin güney yakasına yayılmasını engelledi. Bu yıllarda Çarlık Ordusu Laba ve Kuban nehirleri arasında konumunu güçlendirdi ve işgal edilen her kıyı şeridinde bir kale inşa ederek Kara Deniz kıyısındaki kontrolünü pekiştirmeye çalıştı. Uzun süren savaşlardan sonra, 1840'ların başlarında, Rus ordusu ve donanması Çerkesleri dört yandan kuşatarak abluka altına alabildi.

Kırım Savaşı (1853-56) Kafkas halkları açısından bir dönüm noktası oldu. Savaş büyük ölçüde Kara Deniz'i kimin kontrol edeceği sorunundan başlamıştı. İngiltere, Fransa, Sardinya ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan oluşan müttefik güçlerin Mart 1856'da Sivastopol'u alması sonucu savaş Rusya'nın hezimeti ile sonuçlandı. İmzalanan Paris Antlaşması hükümlerine göre Rusya ve Osmanlı imparatorlukları Kara Deniz'de askeri güç bulundurmama konusunda anlaştılar.

Kırım Savaşı'ndan sonra Rusya Balkanlar'da Batılı güçleri tehdit edebilecek bir konumda olmadığı için tekrar Kafkasya'ya yöneldi. Yerel halkların direnişini ezmek için General Baryatinsky komutasında 250,000 kişilik bir ordu konuşlandırıldı. Kuzey Kafkasya'nın doğu bölgesi, Şeyh Şamil'in 1859'da tutsak edilmesi ve Rusya'ya sürgüne gönderilmesinden sonra işgal edildi.

Dağıstan ve Çeçenya'daki zaferlerinden sonra Doğu Kafkasya'daki Rus birlikleri Kuzey-batı Kafkasya'ya, o döneme kadar başarılı bir gerilla savaşı veren Çerkeslerin üzerine yöneltildi.

N.I. Yevdokimov'un 1860'da Kuban bölgesi ordu komutanı olarak atanmasından sonra, Batı Kafkasya'nın işgali planı Prens A.I. Baryatinsky tarafından onaylanarak uygulanmaya başlandı. Rusya, 90 yıldan uzun süren savaşlarda boyun eğdiremediği Çerkesleri imparatorluğun başka bölgelerine veya Osmanlı topraklarına sürgün etmeye karar vermişti. Yevdokimov, bölgede kalan Çerkesleri Osmanlı İmparatorluğu'na gitmeye zorlamak için sivil nüfusu terörize eden bu politikayı acımasızca uyguladı.

Çerkesler, Rus istilasına karşı herhangi bir yardım almaksızın 1763 ve 1864 yılları arasında yüzyıldan fazla direndi. 1860'larda direnişin kırılmasıyla soykırım ve sürgüne dönüştü. Çarlık orduları sistemli olarak Çerkes köylerini yaktı, Çerkes kabileleri ve köyleri birbiri ardına yerlerinden koparıldı veya kitlesel olarak yok edildi. Rusya'nın hükümdarlığını kabul etmeyenler Osmanlı topraklarına sürgün edilmek için deniz kıyısına gönderildi. Çerkeslerin önemli bir kısmı dağlara ve ormanlara doğru çekildi fakat binlerce insan soğuk, hastalık ve açlıktan hayatını kaybetti.

1864'de Kbaada'daki son savaşı Çerkesler kaybetti. Rus ordusu Kbaada'da (Krasnaya Polyana/Kızıl Çayır) 21 Mayıs 1864'de [bugünkü takvime göre 2 Haziran 1864'de] bir askeri tören düzenledi. Ordu komutanı "Batı Kafkasya'nın işgalinin tamamlandığını ve Kafkas Savaşı'nın sona erdiğini" ilan etti.

Anayurtlarından koparılan Çerkeslerin Kara Deniz üzerinden Osmanlı topraklarına gerçekleşen sürgünü sırasında nüfusun büyük bir kısmı yaşamını kaybetti. Çarlık rejimi boşaltılan ve yakılıp yıkılan Çerkeslerin topraklarına Rus, Ukraynalı, Ermeni, Gürcü ve diğer topluluklardan insanları yerleştirdi.



21 Mayıs Soykırım ve Sürgün


Yüzyıl süren savaşlarda Kafkas halklarına boyun eğdiremeyen Çarlık, bu halkların ya İmparatorluğun başka bölgelerine ya da Osmanlı topraklarına sürgün edilmesine karar verdi. Bu doğrultuda sistemli bir şekilde uygulanan saldırı ve baskılar sonucu köyler yakıldı, yıkıldı ve yüz binlerle insan katledildi. Ülkelerinin işgal edilmesinden sonra Çerkesler yabancı topraklara kitlesel olarak sürgün edildi. 1.5 milyondan fazla insan (o günkü nüfusun %90'ı) anayurdundan koparıldı. Nüfusun üçte biri sürgün yollarında ve yeni yerleşim yerlerinde hastalık ve açlıktan hayatını kaybetti. Ayakta kalabilenler farklı ülkelere darmadağınık yerleştirildi.

Bu, insanlık tarihinin gördüğü en acımasız sürgün ve soykırımlardan biridir.

Çerkesler bu trajediye "soykırım ve sürgün" diyor ve her yıl 21 Mayıs günü anma etkinlikleri düzenliyor. Tüm dünyada tarihçilerin ve siyaset bilimcilerin büyük çoğunluğu da bu trajediyi "soykırım" olarak tanımlıyor.

Dünya Çerkes Birliği'nin üye olduğu Temsil Edilmeyen Uluslar ve Halklar Örgütü (UNPO) Rusya Federasyonu ve uluslararası topluluğa çağrıda bulunarak "Çerkes ulusuna yönelik 19. yüzyılda uygulanan soykırımı tanıması ve Çerkes halkına sürgünde ulus statüsü tanımasını" istedi.

Kabardey Balkar Cumuriyeti (1992) ve Adıgey Cumhuriyeti (1996) parlamentoları Rusya Federasyonu'ndan bu trajedinin "soykırım" olarak tanınmasını talep ettiler. Abhazya Cumhuriyeti Parlamentosu 1997'de yaşananları sürgün ve soykırım olarak tanımladı ve sürgün edilenlerin torunlarının dönüş hakkının tanınmasını istedi. Rusya Federasyonu'nun ilk devlet başkanı Boris Yeltsin 21 Mayıs 1994'de Kafkas halklarına yayınladığı mesajında "savaşta ölenleri, savaş mezaliminde hayatını kaybedenleri, Anayurdundan ayrılmak zorunda bırakılanları, sürgünde ölenleri ve anayurdu yitirmenin acısını yaşayanları" saygı ile andığını belirterek Çerkeslerin "kendi topraklarında yaşamak ve özgün kültürlerini korumak için" mücadele ettiklerini kabul etti.

Çerkeslerin bu trajedisini tanımlamak için hangi kelimeyi kullanırsak kullanalım, Çerkeslerin kısa bir sürede, korkunç koşullar altında anayurtlarından sürgün edildikleri ve Çerkesya'nın yerli halklarından koparıldığı herkes tarafından kabul edilen bir tarihsel gerçektir. Aşağıdaki haritalar bu dönemde Kafkasya'da uygulanan etnik temizliğin boyutunu ortaya koymaktadır.

Çarlık Rusyası'nın İşgalinden Önce Kafkas Halkları Günümüzde Kafkas Halkları



Sürgün Edilen Nüfus Kaç Kişiydi?


Anayurdundan sürgün edilen Çerkeslerin sayısı konusunda kesin bir sayı vermek, resmi ve gayri-resmi tahminler arasındaki farklılıklar, tahminlerin farklı dönemleri kapsaması ve göçmenlerin etnik kökenlerine ilişkin belirsizlikler nedeniyle zordur. Alan Fisher'in belirttiği gibi, bu kadar kaotik bir dönem için doğru tahminler yapmak kolay değildir. Tahmin edilen sayılarda farklılık olmasına karşın, tüm gözlemciler ve araştırmacılar sürgünün çok büyük ölçekte gerçekleştiği konusunda aynı görüşü paylaşmaktadır.

Osmanlı topraklarına sürgün edilen Çerkeslerin sayısının 500.000 ile 2.000.000 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Güvenilir arşiv kaynaklarına dayanan çalışmalara göre bu sayı 1.5 milyon kişi olarak hesaplanmıştır. Ancak bu nüfusun yaklaşık üçte biri yollarda ve yerleştirildikleri bölgelerde, hastalık, açlık ve kötü yaşam koşulları nedenleri ile yok olmuştur. Bu nedenle Osmanlı topraklarında kendilerine yeni bir yaşam kurabilen insanların sayısının yaklaşık 1 milyon kişi olduğu tahmin edilmektedir.

Kuzey-batı Kafkasya'da yaşayan insanların yaklaşık %90'ının anayurdundan sürgün edildiği bilinmektedir. Anayurtta kalan nüfus tüm olumsuzluklara karşın varlığını sürdürebilmiştir. Günümüzde Abhazya Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu'nda yaşayan Abaza ve Adıgelerin sayısı 1 milyon'a yakındır.

19. yüzyıl ortalarında Kuzeybatı Kafkasya'da yaşayan nüfusa bakıldığında, yaşanan trajedinin büyüklüğü açık olarak ortaya çıkmaktadır:

Eğer, Çerkes halkı soykırım ve sürgüne maruz kalmasaydı, bugün yaklaşık 20 milyon Çerkes kendi anayurtlarında yaşıyor olacaktı...

Justin McCarthy 1864'e kadar 600.000 Çerkesin Osmanlı İmparatorluğu'na geldiğini, bunların üçte birinin o dönemde hayatını kaybettiğini, 1864'den sonra gelenlerin sayısının ise daha fazla olduğunu belirtmektedir. (Justin McCarthy, "Factors in the Analysis of the Population of Anatolia, 1800-1878", G. Gilbar (der.), Asian and African Studies, 1987, 21(1): 33-63.

Stanislav Lak'oba'nın tahminine göre 1866 sonu itibariyle 1 milyon Çerkes sürgün edilmiştir. (Stanislav Lak'oba, "History: 18th Century-1917", G. Hewitt (der.), The Abkhazians: A Handbook, Londra: Curzon, 1999)

Stephen D. Shenfield'e göre Çerkes nüfusunun yaklaşık yarısından fazlası resmi istatistiklerde hesaba katılmamış, sürgün yollarında en az bir milyon kişi hayatını kaybetmiştir. (Stephen D. Shenfield, "The Circassians: A Forgotten Genocide?", Leven & Penny (der.), The Massacre in History, New York: Berghahn, 1999)

Kemal Karpat 1859-1879 arasında çoğu Çerkes olmak üzere yaklaşık 2 milyon Kafkasyalının göç ettiğini, bunların sadece 1.5 milyonunun yeni yerleşim yerlerine ulaşabildiğini, 1881-1914 döneminde ise 500.000 kişinin daha Osmanlı topraklarına geldiğini tahmin etmektedir. (Kemal Karpat, Ottoman Population 1850-1914, Madison, WI.: University of Wisconsin Press, 1985)

Alan Fisher'e göre, "Kırım ve Kafkasya'dan gelen mültecilerin sayısını kesin olarak belirlemek mümkün değildir. Kafkasya'dan ayrılanlar acele ve düzensiz bir şekilde, sayılacakları veya kayıtlarının tutulacağı resmi bir sınır noktasından geçmeden anayurtlarından ayrılmak zorunda kalmıştır." (Alan Fisher, A Precarious Balance, Analecta Isiana XL, İstanbul: Isis, 1999)




Tanıklıklar


Grand Dük Michael: "Dağlılar teslim olmuyor diye biz görevimizi yarıda bırakamazdık. Yarısının temizlenebilmesi için öbür yarısının yok edilmesi gerekiyordu."

Kafkasya Orduları Kurmay Başkanı Milyutin: "Dağlıları, zorla ve bizim istediğimiz yerlere göndermeliyiz. Gerekiyorsa Don yöresine sürmeliyiz. Bizim esas gayemiz Kafkas dağlarının eteklerindeki bölgelere Rusları yerleştirmektir. Ancak bunu şimdiden dağlılara hissettirmeyelim.

General Yevdokimov: "Batı Kafkasların fethi ile ilgili plan açısından şimdi de kıyı şeridini temizlemeliyiz."

Lev Tolstoy: "Köylere gece karanlığında dalıvermek adet haline gelmişti. Gece karanlığının örtüsü altında Rus askerlerinin, ikişer üçer evlere girmesini izleyen dehşet sahneleri öylesineydi ki, bunları hiçbir rapor görevlisi aktarmaya cesaret edemezdi."

Grand Dük Michael: Savaşın sonlarında Çerkes beylerinin mağlup olduklarını, Rus yönetimini kabul ederek kendi topraklarında yaşamalarına izin verilmesini istediklerinde verdiği cevap: "Size bir ay süre veriyorum. Bir ay içerisinde ya Kuban ötesinde gösterilecek yere gidersiniz ya da Osmanlı topraklarına gidersiniz. Bir ay içerisinde sahile inmeyen köylüleri ve dağlıları savaş esiri sayıp ona göre işlem yapacağız."

St.Petersburg Gazetesi: "Savunmaları ile ölümsüzleştirdikleri sahillerden kaçış başladı. Çerkesya artık yok. Dağlardaki artıkları da askerlerimiz yakında temizleyecek ve savaş kısa zamanda sona erecek..."

A.P. Berje: "Novorosisk limanında 17.000 Çerkes'in çektiği eziyeti ve başlarına gelen afetleri hayatım boyunca unutmayacağım. Kış aylarına rastlayan bu dönemde onca insan burada bir aydan fazla bekletildiler. İnsan kalbine kılıç gibi saplanan bir çok olaya şahitlik ettim. Ruslar Çerkesler'e hayvanlara bile yapılmayacak şeyler yaptılar. Şu gördüğüm olayları kağıda gözyaşım damlamadan nasıl yazacağım?"

The Times (9 May 1864): "Önümüzdeki 2-3 ay içerisinde en az 300,000' kişinin bu ülkeye sığınacağı hesaplanıyor. Bu sayının yarısı kadar insan şu anda kendilerini Türkiye'nin Kara Deniz kıyılarına taşıyacak ulaşım araçlarını arıyor. Maalesef bu amaçla bir ulaşım aracı bulmak çok zor. Türk hükümeti bu amaçla her türlü maddi teşvik sağlıyor fakat nafile. Şimdi bazı askeri birliklerin bu amaçla kullanılması düşünülüyor fakat bu da yeterli olmayabilir. ... Saray, talihsiz göçmenlerin korumasız kıyılara, aşırı yüklü küçük teklenelere sürüklenmesi yerine düzenli ve sistemli ulaşımı sağlamak için Rusya hükümeti ile Kara Deniz'deki limanların açılması konusunu görüşüyor."

Albay Teophil Lapinsky: "Göçmenlerin sorunu felakete dönüşüyor. Açlık ve hastalık had safhada. Trabzon'a gelen 100.000 kişi 70.000 kişiye indi. Samsun'a 70.000 kişi indi. Günlük ölü sayısı 500 kişidir. Trabzon'da bu sayı 400 kişidir. Gerede Kampı'nda 300 kişi, Akçakale ve Sarıdere'de günlük ölüm 120-150 kişi arasındadır.

Soykırım ve Sürgün'ün Sonuçları


Kuzey Kafkasya’nın Çarlık Rusyası tarafından işgal edilmesinden sonra yaklaşık 1.5 milyon kişi anayurdundan koparıldı ve Osmanlı topraklarına sürgün edildi. Sürgün edilen her üç kişiden biri sürgün yollarında açlık ve hastalıktan hayatını kaybetti. Hayatta kalabilenler ise Balkanlarda Tuna nehrinden Amman’a kadar geniş bir coğrafyaya Osmanlıların iskan politikası sonucu darmadağınık yerleştirildi.

Çerkesler şimdi toptan yok oluş tehlikesiyle karşı karşıya. Ubıh halkı tarafından konuşulan Ubıh dili, bu dili konuşan son kişinin, Tevfik Esenç’in 1992’de Türkiye’de hayatını kaybetmesiyle artık bir kayıp dil. Kalan diğer Çerkes dilleri, Adıgece ve Abhazca da UNESCO tarafından resmen “yok olma tehlikesi altında” [vulnerable] olarak tanımlanmış durumda.

Soykırım ve sürgün olağanüstü bir insani kayba yol açtı (Çerkes soykırımı ve sürgünü olmasaydı günmüzde Çerkeslerin nüfusu 20 milyona ulaşacaktı) ve etnik bütünleşme sürecini durdurdu. Bu nedenle 21 Mayıs ile özdeşleşen Çerkes soykırımı ve sürgünü Çerkeslerin günümüzdeki etnik ve kültürel sorunlarının en önemli temel nedenidir.

Çerkeslerin büyük bir kısmı anayurdundan sürgün edildi ve Osmanlı İmparatorluğuna dağınık olarak yerleştirildi. Anayurttan sürgün ve yabancı topraklarda dağınık yerleşim, kültürü ve yaşam tarzını yeniden-üretebilmek için gerekli olan topluluk-içi bağlarının kopmasına yol açtı. Bu durum, Çerkeslerin kültür ve kimliklerinin hızlı bir şekilde kaybolmasının ikinci temel nedenidir.

Çerkeslerin en temel hakları, uğradıkları soykırım gibi, yıllarca inkar edildi. Soykırım ve sürgün trajedisinden sonra maruz kaldıkları baskılar kültürlerini koruma ve geliştirmelerini adeta olanaksız kıldı. Bu durum Çerkes halkının varoluşu önündeki üçüncü temel engeldir.

Çerkes halkının varoluşu açısından bu üç etken, üç kavram ile özetlenebilir: soykırım, sürgün ve asimilasyon. Çerkesler, bir toplum olarak varlıklarını sürdürebilmek için bu üç etkene karşı:

⚫ Tüm temel insan haklarının güvence altına alınması ve korunması;
⚫ Anayurtlarına dönüş hakkının kabul edilmesi ve anayurttaki nüfusun belirli bir asgari düzeye ulaşması; ve
⚫ Uğradıkları tarihsel haksızlığın, soykırım ve sürgünün etkilerinin telafi edilmesi için mücadele ediyor.



Diaspora


Çerkesler 14. yüzyıldan itibaren Anadolu ve Orta Doğu topraklarına, bu bölgelerdeki krallıklar ve hanedanlıklar ile sınırlı ve aralıklı ilişkiler sonucu yerleşmeye başlamıştır. İstanbul’un 1453 yılında Osmanlılar tarafından fethinden sonra İstanbul’daki Çerkes nüfusu -özellikle yönetim kademeleri arasında- artmıştır.

Çerkesler 19. yüzyıla kadar Anadolu ve Orta Doğu topraklarında ayrı bir topluluk olarak yer almamışlardır. Mısır’ı bir yüzyıldan fazla yöneten Çerkes Memlükler bu konuda bir istisna oluşturmaktadır.

Günümüzde Diasporada yaşayan Çerkesler 19. yüzyılda gerçekleşen sürgün sonucu bu topraklara gelmiştir. Sürgün sonucu Çerkesler Rumeli, Anadolu ve Orta Doğu’daki Osmanlı topraklarına yerleştirilmişlerdir. 1877-1878 savaşından sonra, Rumeli ve Balkanlara yerleştirilen Çerkesler tekrar göçe zorlanarak Anadolu ve Orta Doğu topraklarına gönderilmiştir. Bugün, Türkiye, Ürdün, Suriye, Mısır ve İsrail’de önemli miktarda Çerkes yaşamaktadır. 1960 sonlarında Türkiye ve Orta Doğu’daki Çerkeslerin göçü ile, Avrupa’da (özellikle Almanya) ve ABD’de (New Jersey ve Kaliforniya) yeni diasporalar oluşmuştur. Kosova’da yaşayan az sayıdaki Çerkes topluluğu ise 1998 yılında Adıgey’e dönmüştür.

Türkiye’deki Çerkes nüfusunun 6-7 milyon olduğu tahmin edilmektedir. Bu tahmin Osmanlı topraklarına göç eden Çerkeslerin sayısına dayandırılarak yapılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’na sürgün edilen 1.5 milyon Çerkesin yaklaşık 1 milyonu hayatta kalabilmiştir. Bu sayı, 1893 Müslüman Osmanlı nüfusunun yaklaşık % 8-10’unu oluşturmaktadır. Eğer Anadolu’daki Çerkes nüfusu toplam nüfus ile aynı oranda artmış olsaydı, Türkiye’deki Çerkes nüfusu 6-7 milyon arasına olacaktı. (Türkiye’nin mevcut nüfusu 70 milyondan fazladır.) Bu rakam Türkiye’deki Çerkes nüfusu için bir üst sınır olarak kabul edilebilir. (AB Komisyonu’nun 6 Ekim 2004’de yayımlanan 2004 Katılım için İlerleme Raporu’nda Türkiye’deki Çerkes nüfusu 3 milyon olarak tahmin edilmektedir.)

Türkiye'de yerleşim Çerkes Diasporası

Ülke/bölge Nüfus
Türkiye 6-7,000,000
Ürdün 130,000
Suriye 40,000
İsrail 3,000
Eski Yugoslavya 1,500
Almanya 15,000
Hollanda 2,500
Diğer Avrupa 10,000
ABD 15,000

Diasporadaki Çerkesler, dillerini ve kültürlerini korumak ve geliştirmek için kültür dernekleri ve vakıfları altında örgütlenmişlerdir. Türkiye’de yaklaşık 80 aktif Çerkes derneği bulunmaktadır. Bunların büyük bir kısmı 2003 yılında Kafkas Dernekleri Federasyonu’nu (Kaffed) oluşturmuştur. Türkiye’de önemli miktarda Çerkes nüfusu olan her bölgede Kaffed’e üye bir dernek bulunmaktadır.

Dünyanın çeşitli ülkelerindeki Çerkes dernekleri 1991 yılında Kabardey Balkar Cumhuriyeti’nin başkenti Nalçık şehrinde bir araya gelerek Dünya Çerkes Birliği adında bir üst örgüt oluşturmuştur. Dünya Çerkes Birliği üye dernekler aracılığıyla Rusya Federasyonu (Adıgey, Karaçay Çerkes ve Kabardey Balkar cumhuriyetleri, Şapsığ Bölgesi, Krasnodar ve Moskova), Abhazya, Türkiye, Ürdün, İsrail, Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD’de temsil edilmektedir.




Soykırımın Tanınması


Kafkas Dernekleri Federasyonu (Kaffed) İlkeleri, 2003

Kaffed dünyanın neresinde olursa olsun toplumların tarihi kültürleri ile yaşama hakkını savunur. Soykırımı insanlık suçu kabul eder. Kaffed, dil ve kültür çeşitliliğini insanlık açısından bir zenginlik olarak görür. Bu zenginliği yok etmeye yönelik politik asimilasyona karşıdır.

Her kesin hiç bir müdahaleye veya hiç bir ayırımcılığa maruz kalmadan ve serbestçe kendi kültürlerini yaşama, kendi dinlerinde ibadet etme ve kendi dillerini kullanma hakkına sahip olduğunu savunur. Bu doğrultuda uluslararası sözleşmelerde tanımlanan hakların tanınması ve geliştirilmesi için çalışır.

Kaffed, 21 Mayıs’ı Çerkeslerin soykırım ve sürgününün simgesel tarihi olarak kabul eder ve bu tarihsel gerçeğin tanınmasını talep eder.

Kaffed, anayurdundan koparılan tüm halkların dönüş hakkını savunur.

Kaffed, diasporada yaşayan Çerkeslerin anayurtlarına dönüş hakkının kabul edilmesi ve dönüş önündeki yasal ve pratik sorunların aşılabilmesine yönelik somut girişimleri destekler.

Kafkas Dernekleri Federasyonu

Kaynak: Kaffed web sitesi

Abhazya Cumhuriyeti, 1997

Abhazya Cumhuriyeti Halk Meclisi Kararı

19. yüzyılda meydana gelen ve Abhazları (Abaza) felakete sürükleyen olaylarla ilgili tarihi ve siyasi, hukuki değerlendirmelere göre, Abhazya Cumhuriyeti’nin Halk Meclisi iş bu kararı kabul etti:

1. 19. yüzyılda Abhazların (Abaza) toplu olarak katledilmesi ve daha sonra Osmanlı İmparatorluğu'na sürgün edilmesini, insanlığa karşı işlenen ağır suç, soykırım olarak kabul eder.

2. BM Genel Kurulu 28 Temmuz 1951 tarihli kararı kapsamında 19. yüzyılda sürgün edilen Abhazları (Abaza) mülteci olarak kabul eder.

3. 19. yüzyılda sürgün edilen Abhazların (Abaza) tarihsel anayurtlarına gönüllü ve hiç bir engel olmaksızın dönüş hakkını tanır.

4. Rusya İmparatorluğu ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin yasal halefi olan Rusya Federasyınu ve BM. AGİT, BDT ve diğer uluslararası kuruluşlara 19. yüzyılda sürgün edilen Abhazların (Abaza) gönüllü dönüşü ve düzenli bir şekilde entegrasyonu için insani yardımda bulunmaya çağırır. ...

Sohum, 15 Ekim 1997

Kaynak: Республика Абхазия, No 109 , 5-6 Kasım 1997.

Adıgey Cumhuriyeti, 1996

Adıgey Cumhuriyeti Başkanı ve Cumhuriyet Meclisi-Xase Başkanı'nın Çağrısı

Rusya Federasyonu Federasyon Meclisi Devlet Duması'na,

21 Mayıs 1994 Adıge (Çerkes) halkının tarihinde en trajik dönem olan Kafkas Savaşları'nın 130. yıldönümüdür. Bu nedenle Rusya devlet başkanı Boris Yeltsin 18 Mayıs 1994 günü yayınladığı mesajında Kafkas halklarının özgürlük ve bağımsızlık mücadelelerinin haklı gördüğünü açıklamıştır. Fakat bize göre 19. yüzyıldaki trajik olaylarda Çarlık otokrasisinin eylemleri yeterince değerlendirilmemiştir. Bu eylemler bir kavram ile, soykırım olarak tanımlanabilir, yani bir "ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırılması"nı hedefleyen insanlığa karşı işlenen en ağır suç olarak.

Halkın yaşadığı trajedi savaşın dehşeti ile sınırlı değildir. Çatışmalar sona erdikten sonra Adıge (Çerkes) halkının %90'ının Osmanlı İmparatorluğu'na sürgün edilerek doğal yerleşim alanından çıkarılması ve sürgünde yaşanan kayıplar, soykırımın devamı niteliğindedir. ...

Devlet Duması tarafından uygun bir yasal düzenleme ile Adıge (Çerkes) halkının uzun süredir yaşadığı acılara ilişkin tarihsel haksızlığın giderileceğini umut ediyoruz.

Maykop, 29 Nisan 1996

A. Carım, Adıgey Cumhuriyeti Başkanı
E. Salov, Adıgey Cumhuriyeti Meclisi-Xase başkanı


Kaynak: Adıgey Cumhuriyeti Portalı

Adıgey Cumhuriyeti, 2000

Soydaşlara Sesleniş

19. yüzyılda yaşanan olayların en önemlisi, Kafkas Savaşları’nda Adıgelerin uğradığı büyük trajedidir. Savaş öncesi büyük nüfusa sahip olan Adıgeler, savaşlar sonrasında yok olmanın eşiğine gelmiştir. Bunun nedeni Çar tarafından halkımıza uygulanan soykırımdır (jenosid).

Halkımızın trajedisi, savaşlarla bitmemiş, daha da artarak devam etmiş, halkımızın büyük çoğunluğu sürgün yaşamına mahkum etmiştir. Sürgün yaşamında da kayıplar sürüp gitmiştir.

Anavatan dışında yaşamak zorunda kalanlar, onların evlatları, hep yüzleri Kafkasya’ya dönük yaşadılar. Bir kere olsun anavatanlarını göme umudunu gerçekleştiremeden bir kaç kuşak yaşama veda etti. Tarihi ve politik engeller yüzünden, pek azı anavatanını görebildi. ...

Rusya Devlet Duması’nın (Parlamento) 8 Aralık 1995 tarihinde kabul ettiği Rusya diasporasına yardım ve soydaş haklarının korunmasına ilişkin deklarasyonda da bu gerçekler bir kez daha ifade edilmekte ve onaylanmaktadır. Bu deklarasyon, bizim de başka ülkelerde yaşayan soydaşlarımıza yardımcı olmamızın temel hareketnoktası vepolitik belgesi olmaktadır. Biz Adıgey Cumhuriyeti olarak, anavatan dışında yaşamak zorunda kalan soydaşlarımızın gelecekleri için, yükümlülüklerimizin olduğunu kabul ederek, Adıge diasporasının da haklarının korunması ve anavatanlarına dönüşlerine ilişkin yasal düzenlemeler yaptık. Bu kitapçıkta, anayurda dönüş yapanların (repatriantların) haklarına, sorunlarının çözümüne ilişkin yasa, yönetmelik ve hukuksal metinler bulunmaktadır.

Carım Aslan A., Adıgey Cumhuriyeti Başkanı

Kaynak: Adıgey Cumhuriyeti Yasaları: Anayasa, Anayurda Dönüş, Vatandaşlık ve Yatırımlar Mevzuatı, Çeviren: Fahri Huvaj, Adıgey Yayınları, Ankara, 2000.

Kabardey Balkar Cumhuriyeti, 1992

Kabardey Balkar Cumhuriyeti Parlamentosu'nun Kararı

Nalçık, 7 Şubat 1992

Rusya - Kafkasya Savaşı Yıllarında Adıgelere (Çerkeslere) Uygulanan Soykırımın Kınanması Hakkında Karar:

Rusya-Kafkasya savaşını, tarihi ve siyasi, hukuki yönlerden değerlendiren Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Parlamentosu iş bu kararı kabul ediyor:

1. Rusya-Kafkasya Savaşı'nda Adıgelerin (Çerkesler) toplu halde katledilmesi ve tarihi vatanlarından şiddet yoluyla Osmanlı İmparatorluğu’na sürgün edilmesini, soykırım ve insanlığa karşı işlenen ağır suç olarak kabul eder.

2. Rusya Federasyonu Yüksek Meclisi'ne Adıgelere (Çerkesler) uygulanan soykırımı tanıması ve yurt dışında yaşayan Adıgelere çifte vatandaşlık verilmesi çağrısında bulunur.

3. Kabardey Balkar SSC Yüksek Meclisi ve Kabardey Balkar SSC Bakanlar Kurulu'nu yurt dışındaki Adıgelerin (Çerkesler) rehabilitasyonu ve geri dönüşü için bir program hazırlamasını için görevlendirir.

4. Rusya Federasyonu Yüksek Meclisi ve ilgili uluslararası kuruluşlara yurt dışındaki Adıgelere (Çerkesler) "sürgünde ulus" statüsü verilmesi için çağrıda bulunur.

5. 21 Mayıs'ı Rus-Kafkas Savaşı Kurbanı Adıgeleri (Çerkesler) Anma Günü ve tatil olarak ilan eder.

H.Karmokov, Kabardey Balkar SSC Yüksek Meclisi Başkan
Nalçık, 7 Şubat 1992

Kaynak: Голос КАБАРДЫ, No 5, Mayıs 2011.

Rusya Federasyonu, 1994

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Boris Yeltsin'in Kafkasya Halklarına Mesajı

Sayın hemşerilerimiz!

Yüzyıldan daha fazla tarihi olan olaylar, bizleri eski yıllara; Kafkasya için mücadele sırasında Rusya İmparatorluğunun, Büyük Britanya’nın, Fransa’nın, İran’ın ve Türkiye’nin çıkarları çarpıştığı zamanlara geri götürüyor. Dağlı halklarının büyük acılarla dolu kaderlerinde tüm bu ülkelerin suç payları bulunmakta. Büyük insan ve maddi kayıplara neden olan Rus-Kafkas Savaşının yankısı hala bir sürü Rusyalının yüreğinde acılarla cevap vermektedir. Tanrı rahmet eylesin savaş alanlarında ölenleri, savaşın zaliminden dolayı hayatını kaybedenleri ve Anavatanını terk etmek zorunda kalıp, gurbette Anavatanını kaybetme acısını çekip ölenleri. O eski trajik olayların hatırası torunların yüreğinde saklı kalsın ve yeni trajedilerin uyarsı olarak bizlere hizmet etsin.

Tarihin farklı dönemlerinde politik durumuna bağlı olarak, 19. yüzyılın 20-60’lı yıllarındaki Rus-Kafkas savaşı farklı bir şekilde değerlendirildi ve aydınlatıldı. Bugünlerde, Rusya hukuksal bir devleti kurarken ve tüm insanlara özgü değerlerinin önceliğini tanırken, Rus-Kafkas savaşı olaylarının objektif bir yorumlanışı için fırsat doğmaktadır, bu sadece Kafkas halklarının kendi öz toprağında hayatta kalmak için verdikleri cesur bir mücadele olarak kalmayıp, aynı zamanda kendi öz kültürünü, milli kimliğini koruduklarının yorumudur. Rus-Kafkas savaşında bizlere miras olarak kalan problemleri ve özellikle Kafkas göçmenlerinin torunlarının tarihi anavatanına dönüşü, tüm ilgili tarafların katılımıyla yapılacak görüşmeler ile uluslararası bir düzeyde çözülmelidir.

Sayın hemşerilerimiz!

Bilincimizde Rusya ve Kafkasya birbirine bağlı ve parçalanmaz bir anlayış haline geldiler, biri öbürü olmadan gösterilemez. Kabardey Balkar’ın başkentinde, Nalçik’te Mariya Temrukovna’ya anıt dikili ve üzerinde “Yüzyıllarca Rusya ile” sözleri bulunuyor. Bu sözler her Rusyalı için değerlidir ve kutsaldır.

Eminim ki, demokratik bir devletin kuruluşunda beraberlik, toplumsal ve milletler arası mutabakat ve sivil barış, Rusya’nın ve Kafkasya’nın en iyi temsillerinin, ülkemizde yaşayan halklarının saadeti ve refahı için hayallerinin gerçek olmasının garantisi olacaktır.

Boris Yeltsin
Rusya Federasyonu Devlet Başkanı

18 Mayıs 1994

Kaynak: Rusya Federasyonu Devlet Başkanlığı Basın Bürosu, 18 Mayıs 1994. Голос КАБАРДЫ, No 5, Mayıs 2011.

Temsil Edilmeyen Halklar ve Uluslar Örgütü (UNPO), 1997

UNPO Beşinci Genel Kurulu Kararı

BEŞİNCİ GENEL KURUL
Beşinci Oturum
Otepää, 15-19 Temmuz 1997
Genel Kurul Kararı 1

ÇERKES ULUSUNUN KONUMUNA İLİŞKİN KARAR

Dünya Çerkes Birliği’nin Çerkes ulusunun konumuna ilişkin olarak,

• Rus-Kafkas savaşları sırasında Çerkeslerin kısmen yok edildiği ve kalanların yüzde 90’ının zorla Türkiye, Ürdün ve Suriye’ye sürgün edildiğini;
• Ulusun uzun bir dönem soykırıma maruz kaldığını;
• Yurt dışında yaşayan Çerkeslerin kendi dillerini, kültürlerini ve kimliklerini korumakta zorlandığını; belirten raporunu DİNLEDİKTEN SONRA:

GENEL KURUL,
• Rusya Federasyonu ve uluslararası topluluğa, Çerkes ulusuna yönelik 19. yüzyılda uygulanan soykırımı tanıması ve Çerkes halkına sürgünde ulus statüsü tanımasını için ÇAĞRIDA BULUNUR.
• Rusya Federasyonu’na, Çerkes halkına Rusya Federasyonu ve yaşadıkları ülkelerin vatandaşlığını içeren çifte vatandaşlık vermesi için ÇAĞRIDA BULUNUR.
• Rusya Federasyonu’na, Çerkes halkının tarihsel anayurduna dönme fırsatı tanıması için ÇAĞRIDA BULUNUR.

Temsil Edilmeyen Halklar ve Uluslar Örgütü (UNPO)

Kaynak: UNPO

Sosyal Medyada Paylaşın

Facebook Twitter Google+