Medet Önlü Davası TBMM'nde

Cumartesi, 10 Ocak 2015 22:59

Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti Fahri Konsolosu Medet Önlü 22 Mayıs 2013 tarihinde işyerinde uğradığı suikast sonucu öldürüldü. Aradan geçen 20 aya aşkın süreye rağmen cinayetin arkasındaki güçler hala ortaya çıkarılmadı ve sorumlular adalete teslim edilemedi.

Cinayetin soruşturulması sürecinde gözlenen ciddi ihmaller konusunda kamuoyunu bilgilendirmek için Kafkas Dernekleri Federasyonu ve Ankara Çerkes Derneği tarafından bir  komisyon oluşturuldu. Komisyon üyeleri, merhum Medet Önlü'nün kardeşi Ali Önlü ile birlikte 7-9 Ocak günlerinde Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Mazlumder, İnsan Hakları Derneği yöneticileri ve Van Milletvekili Kemal Aktaş (HDP), Sakarya Milletvekili Engin Özkoç (CHP), Konya Milletvekili Atilla Kart (CHP) ve Eskişehir Milletvekili Salih Koca (Ak Parti) ile görüştü. Yapılan görüşmelerde talep üzerine insan hakları kuruluşları 12 Ocak günü yapılacak olan basın toplantısı destekleyeceklerini ve katılımcı olacaklarını belirtirken, milletvekillerimiz de konuyu meclis bünyesinde takip edeceklerini açıkladılar.

Bu görüşmelerden sonra Konya Milletvekili Atilla Kart, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle 9 Ocak günü bir soru önergesi verdi. Sayın Atilla Kart'ın verdiği soru önergesi şöyle:


9 Ocak 2015
TBMM Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını Anayasa'nın 98 ve İçtüzüğün 96. maddeleri gereğince saygıyla talep ederim.

Atilla Kart
CHP Konya Milletvekili

Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olan Medet Önlü;
yıllar boyunca Çeçen bağımsızlık mücadelesinin Türkiye’de öne çıkan ismi olmuştur. Çeçen dünyasının saygın bir ismi olması sebebiyle, 2005 yılında Rusya tarafından işgal edilen Çeçen İçkerya'nın Cumhuriyeti o dönemdeki Başkanı tarafından, “Türkiye Fahri Konsolosu” olarak atanmış ve öldürüldüğü tarihe kadar bu misyonunu sürdürmüştür.

Medet Önlü; 22 Mayıs 2013 tarihinde işyerinde uğradığı saldırı sonucunda öldürülmüştür. Aradan geçen 20 aya ve ortaya çıkan bulgulara rağmen;, cinayetin asli failleri ve azmettirenleri hakkında yasal süreçler başlatılamamıştır.

• Suikastten hemen sonra, faillerin dış güçlerle bağlantılı olduğu yönündeki bulgulara rağmen, ilerleyen dönemlerde bu bulgular üzerine her nedense gidilememiştir. Bu ihmaller hem Emniyet ve hem de Savcılık aşamasında varlığını sürdürmüştür.

Polis fezlekesine göre; cinayetten hemen sonra mevcut olan güvenlik kameraları, telefon kayıtları ve merhum Medet Önlü’nün günlüğündeki bilgilerden yararlanılarak, asli şüpheliler tespit edilmiştir. Sabıka kaydı olan tetikçi Murat Aluç, ona yardımcı olan bir başka Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı ve Çeçen kökenli Rus azmettirici olduğuna dair bulgular bulunan Rızvan Ezbulatov; somut bulgulara rağmen olay mahallinden kaçmayı başarmışlardır. Azmettirici Ezbulatov, cinayetten 2 gün sonra yurtdışına çıkış yapmışır. Ezbulatov’un; suikastten önce 40 gün boyunca Türkiye’de bulunmasına, 30 Nisan’da Kızılay’da Medet Önlü ile görüşmesine ve bu hususlar MİT’in bilgisi ve kaydı dahilinde olmasına rağmen; her nedense Savcılık dosyasına intikal ettirilmemiştir.

Tetikçi Murat Aluç’un kimliği, güvenlik kameralarıyla tespit edilmesine rağmen, 1.5 yıl boyunca Sakarya’da İ.Ş’nin yanında saklanmayı başarmıştır. Bu dönemde sık sık İstanbul’a gidip-gelmesine ve bu yönde ihbarlar yapılmasına rağmen, Emniyet herhangi bir girişimde bulunmamıştır. Neden sonra, İstanbul Emniyeti soruşturmaya ancak Temmuz-Ağustos 2014 tarihinde dahil olmuş ve tetikçi Murat Aluç 11 Ekim 2014 tarihinde yakalanmıştır. Murat Aluç’la birlikte yakalanan zanlıların delilleri karartma ve kaçma ihtimalleri yüksek olduğu halde tutuklanmamışlardır. Suikast öncesi ve sonrası aşamalarda rol aldıkları bilinen kişiler yakalanmamış; hakkında kırmızı bültenle arama kararı çıkarılan azmettirici Rızvan Ezbulatov’a halen ulaşılamamıştır.

Medet Önlü’nün ailesi, yakınları ve Çeçen camiası; derin üzüntü ve kaygı içindedir. Soruşturmaya her aşamada hukuk dışı ve siyasi yollarla müdahale edildiğini görmektedirler. Soruşturma safahatı bu kaygıları güçlendirmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde vuku bulan bu suikastın soruşturmasında; hem Emniyet ve hem de Savcılık aşamasında “olası kast” boyutunda ihmallerin varlığını gösteren bulgular söz konusudur. Siyasi İradenin, iç ve dış dinamiklerin tesiriyle ve değişik gerekçelerle bu ortama yol açtığı yönünde kuşkular vardır.

Sözü edilen açıklama ve değerlendirmeler karşısında;

1- Oluş şekline göre; delillere, asli faillere – azmettirenlere ulaşılması mümkün olmasına rağmen; hem Emniyet ve hem de Savcılık aşamasında neden zaafiyet içine girilmiş; delillerin toplanması ve faillere ulaşılması neden bu kadar gecikmiştir?

2- Soruşturmanın böylesine ihmal edilmesi ve yetkinin kötüye kullanılması karşısında; soruşturmaya yönelik olarak idari ve adli inceleme yapmayı-yaptırmayı düşünüyor musunuz?

3- Soruşturma hangi aşamadadır?


Kaynak: Soru önergesinin orijinali için tıklayınız.

 

Haberler

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele