Türkiye’de Abazalar: “Bir Ayak Orada Bir Ayak Burada”

Salı, 10 Nisan 2018 19:17

Merhabalar Gunda, kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Merhabalar. Adım Gunda Ankuab. Abhazya’nın Suhum şehrinde doğdum, büyüdüm, okudum, yüksek lisans yaptım. Şu an dışarıdan Abhazya Sosyal Bilimler ve Araştırma Enstitüsü’nde Etnografi Bölümü’nde doktora yapıyorum. 2008’de Arkeoloji ve Sanat Yayınları’ndan “Türkçe-Abhazca Konuşma Kılavuzu” adlı kitabım yayımlandı. Aynı yıllarda Boğaziçi Üniversitesi için Abhazca-1 adlı kitabı hazırladım.

Boğaziçi Üniversitesi’nde Abazaca dersleri veriyorsunuz. Ne zamandan beri bu dersler veriliyor, ilgi nasıl? Dersleri yalnızca Abaza kökenliler mi tercih ediyor yoksa diğer öğrencilerden de ilgi var mı?

17 seneye yakın bir süredir çeşitli derneklerde ve Boğaziçi Üniversitesi’nde Abazaca dersleri veriyorum. 2011’den beri bu üniversitede Abazaca seçmeli ders olarak yer alıyor. Derslere ilgi konusuna gelirsek, bazen 5 bazen 15 öğrenci oluyor. Neden kaynaklandığını bilemiyorum. Abaza kökenli olduğunu bilenler tercih ediyor ancak dersler dili öğrenmek isteyen herkese açık. Değişim programıyla gelen İtalyan, Alman, Amerikan öğrencilerimin yanı sıra Türk öğrencilerim de var. Derslerde yalnızca Abazaca öğretmiyoruz, Abhazya’yı da tanıtıyoruz ve çoğu da seviyor!

Türkiye’deki Abaza toplumuna gelirsek. Öncelikle, bir “toplum”dan söz edebilir miyiz, bu anlamda bir bilinç var mı?

Türkiye‘de Abaza, ya da son zamanlarda adlandırıldığı şekliyle söylersek Abhaz toplumu bulunuyor evet. 1864’teki Büyük Kafkas-Rus Savaşı’ndan sonra tüm Kafkas hakları gibi Abazalar da tarihi bir trajediyle karşı karşıya kaldı. Zorunlu Sürgün’de ülke nüfusunun yüzde 80’inin bulundukları bölgeyi terk etmek zorunda kaldığı biliniyor. Çoğu Osmanlı topraklarına geliyor. Birkaç kez göç oluyor, yollarda çok sayıda insan hayatını kaybediyorlar. Gelenler açlık ve sefaletle boğuşuyor. Ancak daha sonra durum bir nebze değişiyor. Abazaların yoğun yerleşimleri arasında Düzce, Adapazar, Bursa ve İnegöl’ü sayabiliriz. Tabi Ankara ve Kayseri tarafında da topluluklar bulunuyor. Yani Türkiye‘nin bir çok bölgesinde “serpilmiş” bir halkız. Abazalar köylerde toplu halde yaşadıkları için kendi kültür ve dillerini büyük ölçüde koruyabildiler, bugüne kadar getirebildiler. Ancak şu an bu zorlaşmaya başladı. Dili çoğunlukla büyükler biliyor. Abazaca konuşmanın yasak olduğu dönemler de yaşandı fakat tüm zorluklara rağmen Abaza kültürünün korunduğu söylenebilir. Şehirleşmeyle birlikte, gençlerde eğitim oranının artmasıyla birlikte asimilasyon tehlikesi de arttı. 1960larda Kafkas halklarının yoğunlaştığı bölgelerde kuzey Kafkasya kökenli kişilerin bir araya gelmesiyle Kafkas kültür dernekleri kurulmaya başladı. Bu da toplumsal bilincin korunmasında pozitif katkı yaptı. Derneklerin dilin konuşulması ve öğretilmesinde önemi büyük. 2002’de kurulan Kafkas Kültür Dernekleri Federasyonu’nun bünyesinde 52 dernek bulunuyor. 2010’da ise Abhaz Dernekler Federasyonu kuruldu. Orada da 13 dernek bulunuyor.

Türkiye’deki Abazaların Abhazya’yla ilişkisi ne düzeyde?

Türkiye hala Abhazya’yı tanımadığı için Türkiye’den oraya ne uçuş ne gemi seferi var. Eskiden de böyleydi ama bir şekilde bağlantı vardı. Şimdi Rusya aktarması dışında bir yol yok. Bu da zaman ve maddiyat açısından zor bir seçenek. Önceden Trabzon’dan başkent Suhum’a direk gemiler vardı. Umuyorum ki bir anlaşma sağlanır.

Abazaca Türkiye’de unutuluyor mu? Gençlerin dili öğrenmede istekli mi?

Azınlık durumundaysanız dil ve kültürü korumak zordur. UNICEF’in “kaybolmaya yüz tutmuş diller” listesinde Abazaca da bulunuyor. Dilimiz hem Abhazya’da hem diğer ülkelerde unutuluyor. Kafkas-Rus Savaşı, Zorunlu Sürgün, Stalin’in yıldırma politikaları, Rusya ve Gürcistan’ın yok etme politikaları… Bir de 2.Dünya Savaşı var tabi. Sovyet ordusunun kayıplarında etnik olarak Abazalar beşinci sıradadır. Yani her yerde zor şartlar yaşandı. Türkiye‘de de Abazaların kendi dilini konuşamadığı uzun bir dönem oldu. Kendi dilinden başka bir dil bilmeyen çocuklar okullarda baskıyla karşılaştı. O dönemden sonra, şehirleşmeyle birlikte dil çok zor durumda kaldı. Şu anda 40 yaşın altında olup da Abazaca bilen çok az kişi kaldı. 20 yaş altında olup da Abazaca bilenlerin sayısı ise neredeyse sıfır. Şehirlerde ise durum daha kötü. En fazla “dedem Abazaydı” diyebiliyorlar, o kadar.

Ben 17 sene önce Abazaca öğretmeye gençler istekli olduğu için başladım. İstekleri var. O zaman Abazaca dersi vermek yasak değildi ama resmi bir izin de yoktu. Bir sistem oluşturmamıştık henüz, kendi imkanlarımla başlamıştım. Şunu ifade edeyim, sen de derslere katılmıştın. Abazaca kolay bir dil değildir. Eski bir dildir, çok seslidir. O yüzden telaffuzu başaramayınca öğrencilerin şevki kırılabiliyor. Bir de şu var, dil kullanıma açık olmalı. Ders dışında kullanma şansı olmayınca motivasyon da haliyle düşüyor. Yani istek var ama istek yeterli olmuyor, çaba da sarf etmek gerekiyor.

Etnik kimliğini öğrendikten sonra Abhazya’ya yerleşen kişiler var. Bildiğim kadarıyla bununla ilgili bir belgesel de çekildi. Tanıdıklarınız arasında böyle bir karar verip uygulayan var mı? Zorluk çektiler mi?

Etnik kimliğini öğrendikten sonra Abhazya’ya yerleşen kişiler var evet. Öğrencilerim ve arkadaşlarım arasında da var. Çok kişi var. Ben Türkiye’de diaspora içinde aktifim, Abhazya da küçük bir ülke olduğu için gidenlerin hemen hemen hepsini şahsen tanıyorum. Bu konuyla ilgili oğlum Berslan bir arkadaşıyla birlikte bir belgesel çekti. Orada enteresan olan noktalar var. Abhazya’yı sadece bir kez görüp Türkiye’de öğretmenliği bırakıp Abhazya’ya yerleşen bir arkadaş vardı. Yanılmıyorsam 2011’de yerleşiyor, hala da orada. Evlendi, bir çocuğu oldu. Devlet korosunda şarkı söylüyor. Türkiye’den birlikte gidip orada evlenen ve orada kalan arkadaşlar var. Ama Türkiye’yle bağlantı hiç kopmuyor, bir ayak orada bir ayak burada gibi.

Abhazya Devleti’nin bir diaspora politikası var mı? Geri dönüşler destekleniyor mu?

Gürcistan’la savaşıp bağımsızlığı kazandığımız zaman Devlet Başkanının emriyle bir Geri Dönüş Komitesi kuruldu, hala da aktif. Bakanlık seviyesinde ve direk başkana bağlı. Geri dönüş için en iyi şartları oluşturmakla görevliler. Yerleşecek yer, iş imkanı, sağlık ve eğitim hizmetleri, hatta evlilikte yardımlar oluyor. İlk beş sene adaptasyon süresi, ardından normal bir Abhazyalı gibi yaşıyor. Zaten gider gitmez vatandaşlık alabiliyor. Mesela bu sene açıklandı, 25 senede 10.000 vatandaşlık verilmiş. TürkiyeSuriyeAlmanya‘dan, farklı ülkelerden gelen kişiler başvuru yapıyor ve Abhazya vatandaşlığını kazanmış oluyorlar.

Son olarak, Abazaca öğrenmek isteyen okurlarımıza önerilerinizi alabilir miyiz? Hangi şehirlerde kursa gitme imkanı var?

Şu anda Türkiye’de Abhaz ve Kafkas derneklerinde dersler mevcut. Talep olduktan sonra bu dersler açılıyor. Ayrıca bu sene Halk Eğitim’de de talep olması durumunda açılacak. En iyi öğrenilecek yer Abhazya’dır. Köylerde hala temiz konuşulur. Orada pratik yapabilirler.

Kaynak: http://bmshaber.com/turkiyede-abazalar/

 

Haberler

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele