Mehmet Eser - KAFFED Ortak Akıl Toplantısı Yorumu

Salı, 13 Kasım 2012 19:52

 

KAFFED

Diasporadan anavatana, bugünden geleceğe…

ORTAK AKIL TOPLANTISI  (11-12 Aralık 2010, Bolu-Abant Koru Oteli)

Önemli bir başlangıç olarak gördüğüm bu birlikteliğin, toplumun bütün kesimlerini harekete geçirmek/katmak için, genç, yaşlı, kadın, kır (köyler), kent, bölgeler, kardeşlerimizin yaşadığı farklı cumhuriyetler ve ülkeler boyutunda genişleyen platformlarda devam etmesi dileklerimle, emeği geçenlere teşekkürler.

Adlandırma:

Özü değişmeden, (kapitalist/liberal ilişki ve üretim tarzı) biçim olarak ifade ve uygulamalarındaki kavram ve argumanlarını yenileyen sistem (kapitalizm); bireyleri hızla depolitize ederek, insanı tüketim öznesine indirgedi, diğer yandan yaygın ve etkin biçimde, asgari düzeyde de olsa toplumsal birliği sağlayan kimlikleri ayrıştırarak, kitleler üzerlerindeki eğemenlik ve sömürüsünü kolaylaştırma yoluna gitmektedir.

 “Günümüzde, aralarında kültürel farklılıkların olduğu, farklı yaşam biçimli gruplar için farklılıkların giderek daha çok önem kazandığı, öne çıkartıldığı “ötekileştirme” kültürünün yaygınlaştırıldığı görülmektedir”. Bu sürece en etkin ve örgütlü biçimde karşı duruş gerekmektedir.

Yaşadığımız ülke ve 146 yıllık tarihsel ve kültürel geçmişi düşünüldüğünde, Çerkes; ortak kimlik ifadesi olarak esas alınmalıdır. Ayrışarak/bölünerek çoğalmıyoruz, tersine küçülüyor, potansiyelimizi, kaynaklarımızı/gücümüzü etkisizleştiriyoruz.

Diaspora tanımı:

Çerkesler; kendi yurtlarında işgal ve savaş yoluyla soykırım uygulanmış, zorla sürgün edilmiş bir topluluktur.

Çerkesler sürgün edilerek yerleştirildikleri ve 146 yıldır yaşadıkları Anadolu coğrafyasında Azınlık konumundaki bir topluluktur.

Asimilasyon:

İnsanin yaşamından doyum sağlayabilmesi, yaşadıklarından insanca hazlar alabilmesine bağlıdır.

İnsan çevresini algılarken seçici davranır, bu seçiciliğin temelinde ise kendi değerleri vardır.

(Xabze Çerkes topluluklarında, toplum üyesi bireylerin birarada yaşamasının kurallarını ve içeriğini belirleyen/düzenleyen kurallar bütünüdür.)

Bir şeylerden bağımsızlaşarak özgürleşmeye çalışmakla özgür olmak birbirinden farklı olgulardır.

Bireylerin günlük yaşamlarındaki yüklenimleri (Aile, İnernet, Tv, İş, sosyal kültürel çevre, eğitim vb.) bilgi ve uyarımlar… Karmaşık biçimde gerçekleşen bu yüklenimlere uyum sağlama uğraşı bir noktada/düzeyde sona ermez, yeniden tekrarlanarak yeni uyum durumları gerektirir.

Günümüzde insanlar, eskisinden çok daha fazla sayıda insanla, çok daha kısa süreli, daha yüzeysel ilişkiler kurma eğilimindedir. Yine “Kadercilik ve uyuşukluk, çevreyle baş edememenin doğal sonuçlarıdır”.

İnsan, yaşamın gereksinimlerini karşılamayı, sorunlarının üstesinden gelmeyi becerebildiği sürece mutlu bir yaşam sürer. İnsan toplumsal bir varlık olarak tek başına bunu gerçekleştiremez bir arada yaşadığı diğer insanlar ile bunu yapar.

Binlerce yıllık tarihsel geçmişe sahip kültür ve kültürel varlıklarımızı/kaynaklarımızı doğru biçimde özümsemeye yönelik uğraşılar öne çıkartılmalıdır. Hızla yitirilen kültürel ve toplumsal değerlerin önemliliği, bütün olanaklar zorlanarak en geniş etkisi dikkate alınarak, bilimsel yollarla ve kitlesel olarak işlenmelidir.

Bu işleme ve aktarma görevi tarihsel bir sorumluluktur, gelecek kuşaklara aktarma/iletme sorumsuzluğu gösterme keyfiyetimiz yoktur. Kendini kimlik olarak ait hisseden bireylerden başlayarak bütün örgütlü yapıların da gündemlerinin günümüz gerçeklerini kapsayacak biçimde geçerli ve gerekli stratejileri en kısa sürede yaşama geçirmeleri gerekmektedir.

(Bu toplantının da böyle bir amaca hizmet ettiği/etmesi gerektiği düşüncesindeyim)

Örgütlenme:

Farklı örgütlenme biçimleri yanında, Gençlik örgütlenmelerine öncelik ve ağırlık kazandırılmalıdır. KAFFED özelinde düşündüğümüzde gelecekte kültürel ve toplumsal değerlerin, mirasın taşıyıcısı/aktarıcısı olacak kuşaklar olarak gençlere yönelik planlı ve güncel uygulamalar yaşama geçirilmelidir (Nart akademi vb.). Daha çok eğitim olanakları zorlanmalı, Üniversitelerde gençlik koordinasyonları, birlikleri vb. nin yaşama geçirilebilmesi için koşullar oluşturulmalıdır.

Talepler:

Çerkes dili ve edebiyatı bölümleri ivedilikle yaşama geçirilmelidir. Üniversite yönetimleri ve rektörlerin kişisel insiyatiflerine terk edilmeden (Samsun 19 Mayıs, Kayseri Erciyes), YÖK, Vakıf Üniv., Siyasal İktidar vb. boyutunda girişimler devam etmelidir.

Bilim ve araştırma, dokümantasyon merkezleri, müze vb. kuruluşlar kurulmalı bu kuruluşlar, kaynaklık etmelidir.

Kültürel yayın konusunda geçerli ve gereksinimlere yanıt verme kapasitesine sahip TV yayınları öncelikle ve geciktirilmeden yaşama geçirilmelidir. Bu yaşanılan ülkede eşit yurttaşlar olarak en temel haklardandır.

Günümüzde Ulusal ve uluslar arası yasalardan kaynaklanan/dayanan hakların talebi, kültürünü yaşama, dilini konuşup yazabilme temel insan hakları bağlamında değerlendirilmelidir. Ulusal, kültürel, demokratik hakların kullanımının önünü açmak siyasal iktidarlardan talep edilse bile, devletin yükümlülükleri olarak değerlendirilerek izlenmeli ve siyasal iktidarlara indirgenmemelidir.

Anavatan ve Diaspora ülkelerindeki, Çifte vatandaşlık, Pasaport ve kimlik edinimlerinin hukuksal dayanaklarının oluşturulması çabalarına hız kazandırılmalıdır.

Bu ülkede (Türkiye’de) yaşayan Eşit yurttaşlar olarak ortak varlığımız kabul edilen kaynakların, taraflı biçimde savaş aracı olarak başka ülkelere (Gürcistan) yardım gerekçeleri ile aktarılması konusunda etkili ve tutarlı tavır alınması, alınacak tavır ve tepkinin etkin/yaygın biçimde gösterilmesine önderlik ve öncülük etmek görevi ve sorumluluğumuz vardır.

İşbirliği:

Anavatan ve Diaspora ülkelerinde; İşbirliğini geliştirici sosyal, kültürel, bilimsel, ticari vb. geçerliliği olan örgütler aracılığı ile her iki tarafın olanaklarının bir araya getirilmesi, (kitle iletişim araçlarını kullanma)…

DÇB ne işlerlik kazandırılması, temsil ve yetki erginin kapsamının genişletilmesi gerekmektedir.

Ortak Alfabe gereksinimi yıllardır sonuçlandırılamayan bir sorundur: Dil insan ilişkilerde yaşayan/yaşatılan, canlı kalan bir olgudur. Yine bir dilin canlı kalması yaşatılması kişisel çabalardan öte bilimsel/kurumsal çabalarla, uğraşılarla mümkündür. Bu gerçekleştirilmediği sürece bir dilin bilinirlik düzeyi ve kullanımı onun yaşatılmasında yeterli olmayabilir. Üstelik bir dilin yazım dili olması bu dili kullananların o dili yaşatmaları açısından da son derece önemlidir.

Dönüş:

Öncelikle; Dönüş hareketi öndersiz bir harekettir, Politikasızlık, amaçsızlık, plansızlık, yanında kişisel ilişkilerden öteye taşınamayan bir çabadır. Örgütsüzdür, öngörüsüz ve proğramsızdır…

90’lardan 2010’lara yirmi yıllık süreç düşünüldüğünde bu günden yarına, dönüş konusundaki pratiklerimiz ortada ve bunun uzun erimli bir süreç olduğunu gözardı etmeden, Dönüşün kitleselleşebilmesi için; Bu konuda öncelikli görev Anavatandaki ülkelere düşmektedir, bu ülkelerin geri dönüş konusunda bir politikalarının ve bu politikalara uygun yasal/toplumsal düzenlemelere gereksinim vardır. Bu ilk boyutu, ikinci boyutu ise geri dönmek isteyenler konusunda bulunulan ülkelerde yapılar oluşturmaktır. Bu yapılar örgütlü, proğramlı bir geri dönüş sürecinin her aşamasında inisiyatif kullanabilen, sosyal ve ekonomik olarak bu süreci potansiyel olarak kotarabilecek kapasiteye sahip olmalıdır. Varolan dernek yapıları şimdilik bu sürecin üstesinden gelebilecek kapasitede değildir. Bunlar dışında dernekleri de içine alan kurumsal bir ortak yapı oluşturulabilirse sonuç alıcı çalışmalarda bulunulabilir.

Diaspora-Anavatan işbirliği kişiler üzerinden değil, kurumlar-örgütsel yapılar üzerinden gerçekleştirilmeli, kalıcı ve devamlılığı olan kurumsal ilişkiler yerleştirilmeli/geliştirilmelidir.

Öncelikler:

Dil-kültür ulusal kimlik bağlamındaki asimilasyona insanlarımızın direncini geliştirme açısından hertürlü etkinlik ve girişim desteklenmelidir.

Israrla ve öncelikle, toplumsal olarak hedef kitle olarak gençlere yönelik yeni yapılanmalara geçmek ve bunları bir an önce yaşama geçirmek zorundayız. Kentli Çerkes gençliğine yönelik sosyal/kültürel ilişki ağları oluşturamadığımız sürece içinde bulundukları koşullar ve olanaklar çerçevesinde kendi kapasiteleri ile sınırlı kendi değerlerini toplumsal ve kültürel ortama uygun biçimde üreten ve yaşayan bir konumda kalacaklardır.

Gençlik kitlesini planlı, amaçlı gerçekçi hedeflere yönlendiremediğimiz sürece, uygun bağlar kuramadığımız sürece kaderlerine terkedilmiş olarak kalacaktır. Üstelik bu süreçte ihmale gelemeyecek bir önemliliğe sahiptir. Hızla değişen toplumsal ve kültürel koşullara uyum sağlama sürecinde bocalayan gençlere sosyal ve kültürel değerler kazandırılamadığı sürece, kültürel ve toplumsal aktarımdaki kuşak/nesil rollerini yitirmeleri toplumsal olarak ağır sonuçlara yol açacaktır.

Öneriler:

Var olan federasyon yapısı şu an için geçerli örgütlenme olarak alınsa bile, temsil anlamında, Federasyon yapısı dışındaki kitlesel oluşumlarla iş ve eylem birliği içinde olunmalıdır. Demokratik bir işleyiş ve temsilin geçerli olduğu birlikteliklerle etkin bir güç olabilme ve potansiyeli azami düzeyde kullanabilme pratiklerinin önünü açmanın yolları bulunmalıdır. Bu birliktelikler örgütsel yapılara toplumsal ilgiyi, katılım ve katkıyı arttırıcı etkide de bulunacaktır.

Günümüzün en etkili/geçerli kitle iletişim araçları konusunda; Uzmanlık alanları medya ile ilgili olan kişi ve kuruluşlara yapılacak bir çağrı ve organizasyonla biraraya gelmeleri sağlanarak, kaynaklarımız ve potansiyelimizin neler olduğu somut olarak değerlendirilmelidir.

KAFDAV'ın olumluluklarının (yayın, dokümantasyon merkezi vb.) yanı sıra yeni bir ivme kazandırmak yapılanmaya gitmek gerekliliği ortadadır. Bilim kurullarını işletmek, yayın kurulları oluşturmak, bilimsel nitelikli uluslararası bir dergi çıkartmak, ilgili uzmanlık alanlarına göre oluşturulacak komisyonlarca yazılan tarihsel, toplumsal ve kültürel süreci konu alan el kitapları (genç kuşaklar ve kendi dışındakilere tanıtma için önemli) dizileri yayınlamak vb.

Çerkeslere yönelik toplumsal ve kültürel araştırmalara bilimsel bir nitelik/içerik kazandırmak konusunda bilimsel kurullar oluşturularak çalışmalar ve yayınlar kurullar desteği ile bilimsel nitelik kazandırılarak, yönlendirilerek kalıcılıkları ve geçerlilikleri, yaygınlıkları sağlanmalıdır.

Geçmişin birikimleri yanında, gelecek perspektifi/politikalarına dayanak oluşturacak, kaynaklık edecek verilere gereksinimimiz vardır.

Yaşanılan ülke ve dünya gerçekliğini doğru ve açık biçimde tahlil ederek; Toplumsal gerçekliğimizle ilgili Türkiye’yi esas alan bilimsel ölçeklerle toplumsal yapımızı ve ögelerini (kır, kent, ülke dışı) anlamlandırma ve üzerinde yükselebileceğimiz toplumsal koşullarımızın etüdünü yapma durumundayız.

Nüfus, aile, eğitim, sosyo-ekonomik düzey, kültürel yapı, vb. ile yani Türkiyedeki Çerkes profili (görünümü) ile yüzleşmek durumundayız.

Bugün bütün olumsuzluk ve fırsatların ayırdında olarak, ataletimizi üzerimizden atarak harekete geçme zamanıdır. 

Kaffed'den

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele