II. Ortak Akıl Toplantısı Katılım, Gündem ve Sonuç Bildirisi

Salı, 13 Kasım 2012 20:15

KAFFED Öncülüğünde İstanbul'da Düzenlenen II. Ortak Akıl Toplantısı Sonuç Bildirisi

 

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) öncülüğünde düzenlenen II. Ortak Akıl Toplantısı 26-27 Mart 2011 tarihleri arasında İstanbul'da yapıldı.

   "Federasyon ve üye dernekler içinde veya farklı mecralarda toplumsal mücadeleye katkı veren aydınları ve kanaat önderlerini bir araya getirerek farklı düşünce ve önermelerin bütünleştirilmesi, diasporada ve anavatanda toplumsal kollektif kabiliyetin yükseltilmesi, ortak aklın ve inisiyatifin geliştirilmesi, toplumsal-ulusal gelecek için politikalar üretilmesi" amacıyla düzenlenen toplantı, Cumartesi günü saat 10:00’dan 17:30’a, Pazar günü ise 10:00’dan 18:00’e kadar devam etti. Pazar günü öğleden sonra yapılan oturum "talepler" ve "gelecek beklentisi" konularında odaklanmış ve tüm katılımcılar öncelikli taleplere ilişkin görüşlerini ifade etmişlerdir.

   "Ortak Akıl Toplantısı"nda öne çıkan görüş, düşünce ve öneriler ışığında organizasyon komitesinin vardığı sonuçlar aşağıda özetlenmiştir.

KATILIMCILAR:

Ahmet Gazi SAYGILI, Ahmet Sinan YAĞAN, Alaattin BAYRAM, Alpay BATUR, Aysima KARÇAALTINCABA, Bersis KARABULUT, Cankat YAVUZ, Cansu ÖZKAN, Cihan CANDEMİR, Cihat BAGE, Doğan ÇEÇEN, Emre MERCAN, Ergün Özgür, Erol TAYMAZ, Hakan DİNÇER, Handan DEMİRÖZ, Hande DURMUŞ, Hicran BOLAT, Hulusi ÜSTÜN, İlhan AYDEMİR, İnci HEKİMOĞLU, Kutbi KILINÇER, Mansur BALCI, Onur AYDIN, Özlem AYDEMİR, Peyami YILMAZ, Sevda ALANKUŞ, Sezai BABAKUŞ, Ümit DİNÇER, Volkan ÖZDEMİR, Yenal ZORLU

İÇERİK VE PROGRAM

1.Gün, 1. Oturum / 26 Mart Cumartesi, 10:00-13:00

DİYASPORADA DURUM

Asimilasyon: Dil-kültür ve kimlik tartışmaları; aidiyet paradoksu ve çoğul kimlikler… Kimlik konumlandırması: Kültürel kimlik mi, siyasal kimlik mi?... Kültürel muhafazakarlık mı, demokratik siyasi açılım mı?... Örgütlenme pratiği: Ne için ve neye göre örgütlenme?... Kültür dernekçiliği ve alternatif örgütlenme modelleri... KAFFED ve diğer yapılar... Beklentiler ve Talepler: Vatandaşı olunan ülkelerden ve uluslararası camiadan talepler...

1.Gün, 2. Oturum / 26Mart Cumartesi, 14:30-17:30

ANAVATANDA DURUM

Devlet ve toplum örgütlenmesi: Cumhuriyetlerin siyasi, hukuki, ekonomik ve sosyal yapıları.Demokratikleşme, kalkınma ve paylaşım göstergeleri. Fırsatlar ve riskler... Demografik, etnik ve dinsel dinamikler: Demografik dengeler. Projeksiyonlar. Riskler ve yapılması gerekenler... Milliyetçilik ve dinsel radikalizm. Çatışma-uzlaşma dengeleri... Rusya ile ilişkileri: Yetki paylaşımı. Siyasi ve ekonomik ilişkiler; uzlaşma ve çatışma alanları... Beklentiler ve Talepler:Cumhuriyet yönetimlerinden ve Rusya Federasyonu’ndan talepler...

2.Gün, 3. Oturum / 27 Mart Pazar, 10:00-13:00

DİYASPORA-ANAVATAN İLİŞKİLERİ VE ETKİLEŞİMİ

Güncel tesbit ve beklentiler: Diyaspora anavatanı, anavatan diyasporayı nasıl algılıyor? Karşılıklı beklentilerin tanımı. Nasıl bir işbirliği ve etkileşim var, ne olabilir?... İşbirliği pratiği:Diyaspora ile anavan arasındaki işbirliği ve etkileşimi sağlayan mekanizmalar nedir?. Ortak çalışma pratiği ne düzeydedir? Nasıl olmalıdır?... Dönüş: Diyasporadan anavatana kitlesel dönüş mümkün mü? Koşullar nedir? Eksikler nedir? Siyasi, hukuki ve ekonomik altyapısı var mıdır? Gerçekçi, uygulanabilir bir master proje var mı, yapılabilir mi?. Nasıl yapılandırılmalı?

2.Gün, 4. Oturum / 27 Mart Pazar, 14:30-18:00

GELECEK BEKLENTİSİ- GELECEK PLANLAMASI

Strateji: Uluslararası dengeler, küresel rekabet ve çevre ülkeler dinamiği (Rusya, ABD, AB, Türkiye, Gürcistan) ışığında nasıl bir gelecek stratejisi belirlemeliyiz? Diyasporada toplumsal ve siyasal varlığımızı koruyup geliştirmek, anavatanda devlet yapılanmamızı güçlendirmek için nasıl bir gelecek planlaması yapmalıyız?... Öncelikler: Diyasporada ve anavatanda kısa ve uzun vadeli önceliklerimiz nedir, ne olmalıdır?... Örgütlenme: Nasıl bir örgütlenme bizi geleceğe taşır? Diyaspora örgütlenmesi nasıl olmalıdır? Diyaspora-Anavatan işbirliği için ortak örgütlenme nasıl olmalıdır?... Siyaset: Demokratik siyasete ve demokratikleşme sürecine katılım stratejimiz ne olmalıdır?... Medya: Kendi medyamızı nasıl yapılandırmalıyız? Yayın, web, radyo, tv. olanakları nasıl geliştirilebilir?.

 

ORTAK AKIL TOPLANTISI II SONUÇ BİLDİRİSİ

   Türkiye önemli bir siyasal dönemeçten geçmektedir. Türkiyeli Çerkeslerin de kimliklerini koruyabilmek, yaşatılabilmek ve yeniden-üretebilmek ve anayurtla daha yakın ve sürekli ilişkiler içerisinde olabilmek için elde etmesi gereken kazanımlar üzerine acil olarak ortak görüş oluşturmaları ve bu doğrultuda demokratik mücadelenin içinde yer almaları gerekmektedir.

   Türkiyeli Çerkeslerin mevcut durumlarına bakıldığında, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal kutuplaşma ile bu kutuplaşmaları çapraz kesecek şekilde yaygınlaşan muhafazakârlaşmanın etkisi altına kalarak, kendi aralarında keskin ideolojik çizgiler etrafında bölünmüş oldukları görülmektedir. Buna ek olarak, kimlik politikası yapmak anlamında aktif olan nüfusumuz arasında Çerkes, Kafkas, Adığe, Kuzey Kafkas, Abaza, Çecen, Alan isimleri etrafındaki örgütlenme ve oluşumların sayısı artarken, gerek kimlik tanımları ve mücadeleleri, gerekse anayurtla ilişkiler anlamında aralarında az ya da çok farklar bulunan bu hareketliliğin, verilen demokratik mücadele tabanının genişlemesi gibi bir sonuç yaratmadığı, bunun yerine mevcut bölünmelerin boyutlanmasına neden olduğu görülmektedir.

   Türkiye’nin tarihsel ve siyasal bağlamında kimliğimizin hepimizi negatif olarak kodlayan bir içerikle ötekileştirilmiş olması, “Çerkes” ismine, siyasal bir kimlik olarak sahip çıkılmasını daha da önemli kılmaktadır. Bunun anlamı Çerkes kimliğimizin dışlayıcı olmak yerine, aramızdaki etnik karşılıkları da olan farklılıklara bir zenginlik olarak sahip çıkıp siyasallaşmasıdır. Kuşkusuz bu, farklı tarihsel koşullar ve siyasal rejimler altında yaşayan diaspora ve anavatanda yaşayan diğer Kafkas halklarında da gördüğümüz gibi Türkiyeli Çerkeslerin,  kendilerini etnik kimlikleri ile tanımlıyor olmalarına bir engel oluşturmamaktadır. Nitekim KAFFED’in halihazırdaki yapısı da bunun üzerine kurulmuştur.

   Bu saptamanın iki önemli sonucu bulunmaktadır. Türkiyeli Çerkesler, demokrasi mücadelesini Çerkes kültürel kimliği etrafında ve bu kimliğimizi yeniden-üretecek siyasalara öncelik vererek yürütmek durumundadır. Belirtilen nedenle gerçekleştirilmeye başlanan Ortak Akıl Toplantılarının çıktılarının da Türkiye diasporasında yüz yüze bulunduğumuz koşullar çerçevesinde kültürel üst kimliğimizin geleceğiyle ilgili somut talepler etrafında olması ve bu mücadelenin demokratik ilkelerde uzlaşmak kaydıyla benzer taleplerde bulunan sivil toplum örgütleri ve inisiyatifleri ile dayanışma içerisinde yürütülmesi gereklidir.

   Oluşturacağımız kimlik stratejisinin gerek Anavatandaki, gerekse farklı diasporalardaki halklarımızın koşulları ve çıkarları hiç unutulmaksızın, ancak Türkiye’deki içinde bulunduğumuz tarihsel, siyasal koşullar ile bugünümüze dair sosyolojik, etnografik verilere dayandırılması gerekmektedir. Bu verileri biran önce elde etmek, halen mevcut olanları ise bu gözle yeniden değerlendirmek üzere gerekli çalışmaların hızlandırılması hedeflenmelidir. 

   OAT-II katılımcıları, Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullar ile bu koşullar içinde kimliğini ve bu kimliğin kurucularından birisi olarak anadillerini her gün daha çok yitirmek durumunda kalan Çerkeslerin yürütmeleri gereken kimlik stratejisinin ana bileşenleri konusunda mutabık kalmışlardır.

   Türkiyeli Çerkeslerin kimlik mücadelelerinin kendi aralarındaki farklılıklarla birlikte, demokratik ilkelerde uzlaşmak kaydıyla benzer sorunları yaşayan diğer topluluklarla dayanışma içerisinde yürütülmesi gerekmektedir.

   Bu kimlik mücadelesinin her zaman olduğu gibi bugün de Anavatandaki siyasal ve sivil nitelikli yapılarla ilişkiler canlı tutularak, buralardaki değişen koşullar göz önüne alınarak belirlenmesi ve hayata geçirilmesi gerekmektedir. Anavatanın, farklı coğrafyalarda, farklı siyasal rejimler altında yaşayan ve günümüzün küresel iletişim ve ulaşım olanakları ile koşulları içerisinde (Avrupa’daki, ABD’deki Çerkes toplulukları için olduğu gibi) yeniden-diasporik bir nitelik taşır hale gelen bütün Çerkeslerin birbirleriyle ve Anavatandan gelenlerle her karşılaştıklarında bir ortaklık hissedebilmelerine neden olan Çerkes kültürünün biricik kaynağı olduğu asla unutulmamalıdır. Ayrıca, kimliklerin kurucu öğelerinden olan siyaset yapma ve yönetim geleneğinin de yine, -Diasporadaki istisnai örnekler sayılmazsa- Anavatanda oluştuğu göz önünde bulundurulmalıdır. 

   Belirtilen çerçevede, “Dönüş” bir hedef olarak değerlendirmeli ve desteklenmelidir. Türkiye ve Anavatandaki mevcut koşullarda bir değişiklik olmadığı takdirde “toplu ve nihai” bir Dönüş’ün kısa dönemde gerçekleşmesinin kolay olmayacağı saptamasından hareketle, günümüz koşullarında Dönüş’lerin başka nasıl olabileceğine dair koşulların ve politikaların detaylandırılarak gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bunun için de öncelikle nüfus olarak sayıca az oldukları halde, “niteliksel azınlık” muamelesi görerek, merkezi yönetimlerde ağırlığını koruyan Kafkas Cumhuriyetlerinde, bu siyasal olarak ayrıcalıklı durumun değişebileceği ihtimali de dahil olmak üzere, her bir Cumhuriyetin içinde bulunduğu özgül siyasal, sosyo-ekonomik ve demografik yapılar ile bunların seyir dinamiklerini, bölgede etkili olan uluslararası güç dengelerini “gerçekçi” biçimde analiz eden veriler ve çalışmalardan yararlanılmalıdır. Söz konusu veriler ve çalışmalar çerçevesinde, Anavatan ile ilişkilerin olası bütün biçimleriyle bunların gerçekleştirilmesinin önündeki engeller, bu engellerin ortadan kaldırılması için yapılabilecekler konusunda somut belirlemelerde bulunulmalı ve bu yönde harekete geçilmeye başlanmalıdır. Bu çalışmalar ile verilerden, Anayurda nihai olarak dönmek isteyecek veya mevsimlik olarak bulunmayı tercih edecek, ya da sonu nihai Dönüş’e varsın ya da varmasın ekonomik girişim, eğitim, araştırma, gezip tanıma amaçlı olarak gerçekleşecek bütün ilişkilerin önünü açmak üzere en geniş şekilde yararlanılmalı, ilgili bütün bilgiler şeffaf biçimde paylaşılmalıdır.

   Uzun yıllar erişilmez olan Anavatanla duygusal bağ sürdürülerek kurulan, SSCB’nin çöküşü ve Soğuk Savaş döneminin sona ermesinden sonra kurulan doğrudan ilişkilerle yeniden-tanımlanan, ancak kaçınılmaz olarak Türkiye’de içinde bulunduğumuz ve herbirimizi ayrı ayrı etkileyen koşullar içerisinde “Türkiyeli” nitelik kazanmış olan diasporik kimliğimizi, bir ötekiliğin ismi olmaktan çıkararak, bu coğrafya da ürettikleri, yaptıkları çağdaş katkılarla öne çıkaran “pozitif” bir kimliğe dönüştürme çabalarına da hız verilmelidir. Başka ifadeyle, Türkiyeli Çerkesler olarak ürettiklerimizin ve sahip olduklarımızın da bir değer olarak görülmesi,  sahiplenilmesi ve içinde yaşadığımız topluma katkılarının bilinmesinin sağlanmasına çalışılmalıdır. 

   Çerkeslerin aralarındaki etnik farklılıklara rağmen kültürel bir üst kimlik olarak hepimizi tanımlar hale gelmesinin en önemli paydalarından birisi olan Khabze’nin de modernleşme ve kentleşmenin doğurduğu koşullar içerisinde doğal olarak değişmesi gerektiği göz önünde tutularak, yeniden yorumlanarak korunmasına çalışılmalıdır.

   Türkiye Çerkeslerinin yukarıda parametreleri belirlenen kültürel kimlik politikasının kısa ve uzun erimli siyasal hedefleri ile buna ilişkin örgütlenme temelleri işe şunlar olmalıdır: 

   Kısa ve uzun erimli siyasal hedefler:

   Türkiye’nin, kimliklerimizi özgürce ifade edebilecek, örgütlenebilecek, bu kimliğimiz üzerinden siyaset yapabilecek, kimliklerimizi koruyup yeniden-üretmemizin önündeki engelleri kaldıracak demokratik bir anayasaya kavuşması için mücadele edilmelidir. Temel hak ve özgürlükleri esas alan, evrensel normlara uygun, vatandaşlığı etnik kimlik, dil ve dine dayandırmadan tanımlayan sivil, eşitlikçi, çağdaş bir anayasa hazırlanmalı ve bu süreçte aktif olarak yer alınmalıdır. Bu çerçevede yaklaşan seçimler öncesinde desteklenecek aday ya da partilerden böyle bir anayasa konusunda çalışacakları yönünde taahhüt beklenmelidir.

   İlk ve orta eğitim düzeyinde anadillerimizin öğretilmesi biran önce hayata geçirilmesi öncelikli hedeflerden birisi olmalıdır. Ayrıca üniversitelerde Adığe-Abhaz dili ve edebiyatı ile ilgili bölümler ya da enstitüler kurulması, lisansüstü programlar açılması talepleri de sürdürülmelidir.

   Çerkes dillerinde sürekli radyo ve televizyon yayınlarına başlanması yönünde talepler yükseltilmelidir.  

   Türkiye diasporasında yaşayan bütün Çerkeslere, Türkiye ve Rusya Federasyonu tarafından çifte vatandaşlık hakkı tanınması için mücadele edilmeli, bu hakkın kullanımı desteklenmelidir.

   Tabanı ile Türkiye’deki en geniş Çerkes temsiliyetine sahip KAFFED’in Türkiyeli Çerkeslerin anayurtlarda basılmış kitapların ve her türlü kültürel materyalin Türkçeye çevrilmesi, Çerkes kültürüne ilişkin filmler, belgeseller çekilebilmesi, araştırmalar yapılabilmesi, anadilde eğitim materyallerinin hazırlanması vb. faaliyetlerinin desteklenmesi için genel bütçeden ya da ilgili bakanlık bütçelerinden fonlar ayrılması talep edilmelidir.

   Çerkes yerleşimlerinin eski -anadillerdeki isimlerinin- iadesi ile Çerkes soy isimlerinin soyadı olarak alınabilmesi talep edilmelidir.

   Ayrımcılık ile mücadele edilmeli, "Çerkes" kelimesi üzerindeki olumsuz algılamanın giderilmesine çalışılmalı, bu kapsamda "Hain Çerkes" nitelemesinin ders kitaplarından silinmesi için girişimlerde bulunulmalıdır.

   Anavatan ve diaspora arasındaki siyasal, ekonomik ve kültürel girişimlerin çeşitlenmesi yoluna gidilmelidir. Anavatana yerleşmek isteyenler, yarı-mevsimli gidenler, turistik ziyaretlerde bulunanlar, işçi statüsünde ya da iş kurmak üzere gidenler, eğitim-araştırma amacıyla gitmeyi isteyenler için farklı farklı danışmanlık hizmetleri, konut edinme yardımı, hukuksal ve ekonomik destek mekanizmaları geliştirilmeli, bu konularda Türkiye ve Rusya Federasyonu'nun finansal desteği talep edilmelidir. Anavatanla ilişkilerin her boyutuyla çeşitlenmesi ve gelişmesi hedefine yönelik olarak, nihai Dönüş yapmış hemşehrilerimizin bilgi ve deneyimlerinden yararlanılması yoluna gidilmelidir. 

   Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığının Türkiye tarafından kabul edilmesi için daha etkili faaliyetlerde bulunulmalı, Abhazya ve Güney Osetya'ya yönelik her türlü ambargonun ortadan kaldırılması için çaba gösterilmeli, Türkiye'nin Gürcistan'a yönelik askeri desteğinin sona ermesi istenmelidir.

   Örgütlenme ile ilgili hedefler:

   “Türkiyeli Çerkeslerin kimlik mücadelesi açısından farklı örgütlenmeler içerisinde verdikleri demokratik mücadelenin esas olarak bu mücadeleye dahil olanların tabanının genişlemesi gibi bir sonuç yaratmadığı, yerine mevcut bölünmelerin boyutlanmasına neden olduğu” tespitinden hareketle güç birliğinin sağlanması öncelikli hedefimiz olmalıdır. Mevcut dernek örgütlenmelerimizin yapısı daha demokratikleştirilmeli, kadınların ve gençlerin dernek yönetimlerinde daha fazla söz sahibi olmalarını sağlayacak mekanizmalar kurulmalı, hiyerarşinin aza indirgendiği ve katılımı artıracak yatay örgütlenme ve iletişim modelleri aranmalıdır. Her Çerkes, yerleşim biriminden seçilecek temsilcilerle ve dernek yapılanmalarından bağımsız olarak oluşturulacak Türkiye genelini temsil eden bir "Çerkes Meclisi"nin hayata geçirilmesi konusu üzerine çalışılmalıdır. Ayrıca mevcut örgütlenmelerin nasıl yatay, daha katılımcı ve demokratik hale getirilebileceği konusu gerçekleştirilecek yeni Ortak Akıl Toplantılarında tartışılmaya açılmalıdır.

   Halihazırda Türkiyeli Çerkesleri en geniş tabanla temsil eden KAFFED’in hak ve özgürlük taleplerimiz konusunda daha etkili bir baskı gücü haline gelebilmesi için, medya ile ilişkiler ve PR konularında profesyonel kadrolardan yararlanılmalıdır. Diasporadaki gerçek demografik yapıyı ortaya koyacak araştırmalar KAFFED’in öncelikli konuları arasında olmalıdır.

   Dernekler Çerkes gençlerinin daha fazla zaman geçirebilmelerini, bu arada da kendilerini daha iyi yetiştirmelerini ve iş bulabilmelerini sağlayacak faaliyetleri de üstlenmeli, ayrıca gençlerin entelektüel gelişimleri için gerekli eğitimler yaygınlaştırılmalıdır. Derneklerde Adığe ve Abhaz dillerinin öğretimi kadar, Rusça’nın da öğretilmesi hedeflenmelidir. 

   Türkiye merkezli sivil toplum kuruluşları ve uluslararası hak örgütleri ile ilişkiler yoğunlaştırılmalı, onların mücadeleleri ile ilkeli ve demokratik bir dayanışma içinde olmanın yolları aranmalıdır. Söz konusu kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen etkinliklerde, forum ve konferanslarda, platformlarda derneklerimizin temsili sağlanmalıdır.

Kaffed'den

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele