Kafkasya Politikası

Perşembe, 30 Haziran 2005 00:00

1990 yılından itibaren dünyadaki iki kutuplu siyasal sistem,  Sovyetler Birliği’nin çöküşü ile tek kutuplu bir yapıya dönmüştür. “Serbest Pazar, Serbest ekonomi, özgür toplum, özgür birey, özgür fikir” ile devletlerin küçültülmesine yönelik yapı değişikliğine gidilmiştir. Bazı ülkelerde bu alanda mesafe alınırken bazı ülkelerde tartışmalar sürmektedir. Sosyalist sistemi de içine alan bu yapı değişikliği sonucunda dünyada insan haklarına saygılı, demokratik, çok sesli, örgütlü toplumlara doğru bir gelişme olmuştur.

“Barış içinde ortaklık” şeklinde özetlenen yeni dünya düzenine karşılık Balkanlar, Kafkasya,Ortadoğu, bazı Uzak Doğu ülkeleri ile Afrika’ da etnik ayrılıklar körüklenerek soykırım boyutuna varan iç savaşlar yaşanmaktadır. Tek kutuplu , Amerika merkezli oluşuma karşılık Avrupa Birliği devletleri siyasal ve ekonomik bir bölgesel güç oluşturmaktadır. Vladimir Putin yönetiminde Rusya yeniden eski gücünü kazanma uğraşındadır. Çin ise hızla büyüyen ekonomisi ile siyasi arenada etkin bir güç olarak rol almaya başlamıştır. Tüm bu güç odaklarının çatışma alanları ise Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu bölgeleri olmaktadır. Bu bölgeler bizleri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olmanın yanısıra Çerkes halkı olarak çok yakından ilgilendirmektedir.

Dernek olarak, 200 yıla yakın Rus devlet yapısının ve toplumunun etkisinde kalan Kafkasya’nın sosyalist sistemle başlayan örgütlenme biçimini ve bugün aldığı yapıyı,  ve olabilecek siyasal gelişmeleri  doğru anlayabilmek için Rusya Federasyonu’nun dünya içindeki etki ve gücünü iyi anlamak gerekmektedir. Ortodoks dünyasında da her zaman etkin olan Rusya, 1990 lı yıllarda yaşadığı kriz sonucu parçalanma sürecine girmişse de büyük kaynakları ve devlet geleneği ile toparlanma sürecine geçmesi uzun  sürmemiştir.

Buna karşın, Sosyalist sistemin çökmesini sabırsızlıkla bekleyen batı dünyası, şimdi  büyük bir nükleer güce sahip olan Rusya’nın daha fazla parçalanmasını ve nükleer güçlerin kontrolsuz ellere geçmesi tehlikesini önlemek istemektedir. Rusya’nın istikrar içinde kontrol edilebilmesi Batı için vazgeçilmez olmaktadır. İleride Karadeniz sahilinin serbest bölge olması ihtimali, batının da doğunun da üzerinde titrediği petrol ve ulaşım yollarının güvenliği dikkate alındığında Kafkasya’da meydana gelebilecek istikrar bozucu, siyasal yapı değişikliklerinin  Batı’dan destek bulma şansı çok azdır. Bunlara, Birleşmiş Milletler,  Agit ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası kuruluşların savundukları kriterler de ilave edildiğinde toprakları işgale uğrayan Abhazya yerine işgal eden Gürcistan’ın niçin desteklendiği ,keza, her türlü insan haklarının ihlal edildiği ve yeni bir soykırımla karşı karşıya kalan Çeçenistan’a neden AGİT misyonu  ve Birleşmiş Milletler barış gücünün gönderilemediğini anlamak çok daha kolay olacaktır.

            İzahına çalışılan bu genel durum dikkate alındığında;

  • Türkiye’de ÇERKES ortak adıyla bilinen tüm Kafkasyalılar kardeş halklar olup, Kafkas kültürü; aynı coğrafyada binlerce yıl birlikte yaşayan bu halkların tümünün ortak ürünü, dedelerimizin ayrılmış olduğu tarihi toprakların tümü de ortak vatanlarıdır.
  • Kafkasya’nın Ruslar tarafından işgali ve 1864 Çerkes sürgününün doğal sonucu olarak mevcut Cumhuriyetlerin tümünün farklı farklı problemleri  vardır. Ve bu problemlerin en başında gelenleri ve Kafkasya’nın geleceğiyle direkt ilgili  olanları   nüfus eksikliği ile devam eden savaş ve uyuşmazlıklardır.
  • Kendi topraklarında yerli halklar bakımından %50 nin çok üzerinde nüfus yoğunluğuna sahip olan  Osetya, Çeçenistan ve Dağıstan ile yerli nüfus oranı son zamanlarda %50 seviyesine ulaşan Kabartay-Balkar Cumhuriyetleri’nin  fazlaca bir nüfus sorunları yoktur ya da çok azdır. KÖK HALK avantajının kalkması bu Cumhuriyetlerimizi fazlaca etkilemeyecektir. Buna karşılık;  %22 yerli nüfusa sahip Adigey Cumhuriyeti, %18 yerli nüfusa sahip Abhazya Cumhuriyeti, %43 yerli nüfusa sahip Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti, %  1  yerli nüfusa sahip  Kıyıboyu Şapsığ Bölgesi için nüfus problemi hayati önemi haizdir. Bir gün bile kaybetmeden belirli bir zaman dilimi içerisinde tarihi haklarımızı da kullanarak bu dört yörenin nüfus eksikliği sorununa çözüm üretilmesi birinci öncelikliğe sahiptir. İdeal veya hayali hedefleri  en ön plana alarak bu sorunların çözümünü, uzun yıllara veya belirsiz bir zaman dilimine erteleme lüksüne sahip değiliz.  Adigey’de yapılan son seçimlerde Slav Birliği yanlılarının Kök halk uygulamasının kaldırılması doğrultusunda yaptıkları yoğun çalışmalar , nüfus önceliğiyle ilgili Kaf-Der’in öngörü ve söylemlerinin doğruluğunu  çok açık ve çok net bir şekilde  ortaya koymuştur. 
  • Kafkasya’da yaşayan halkları birbirine düşman hale getirecek her türlü kışkırtıcı söylemlerden ve davranışlardan kaçınılması gerekir.
  • “Ülkelerin içişlerine karışılmaması” ilkesinden hareketle, Kafkasya’daki Cumhuriyetlerimizin siyasal  tercihlerine dışarıdan karışılmaması ve buna, orada yaşayan halklarca karar verilmesinin doğru olduğunu düşünüyoruz. Onların verecekleri kararlar bizim için saygın ve muteberdir.
  • Kafkasya’daki Cumhuriyetlerimiz arasında yakınlaşma ve kaynaşmayı sağlayacak  ekonomik ,sosyal ,hukuksal ve kültürel  birliktelikler tesisi suretiyle kaybolan eski bağların yeniden kurulmasına imkanlar ölçüsünde destek verilmesi lazımdır.
  • Kafkasyadaki Cumhuriyetlerimize, halklarının istekleri yönünde, insan haklarına saygılı, demokratik, laik, çağdaş bir devlet yapısına kavuşmaları için gerekli desteğin verilmesi, laik yapı dışındaki halk tercihlerine de en azından saygı duyulması ve istismar edilmemesi gerekir.
  • Yüzyıllar boyunca vatanını korumak uğruna büyük kayıplar veren halkımızın daha fazla kayba tahammülü yoktur. Bu nedenle savaşlara destek olmayıp barışı teşvik etmeye çalışıyoruz.  Kökeni ve inancı ne olursa olsun her Kafkaslıya orada ihtiyaç vardır. Bu düşünceyle Abhazya da ve Çeçenistan da onurlu barışa ulaşılabilmasi için uluslar arası kuruluşlar nezdinde girişimlerde bulunulması veya var olan girişimlere destek verilmesini görev sayıyoruz.. Zira, Kuzeybatı Kafkasya’nın nüfus eksikliğini gidermek üzere sadece bir ailenin bile götürülmesi hem zor, hem de önemsenmesi gereken acil bir görev iken Çeçenistan’da yüz binlerle ifade edilen insan kaybı Kuzey Kafkasya'nın geleceği bakımından çok düşündürücüdür. O nedenle Çeçenistan’da savaşın ve soykırımın bir gün önce durdurulmasını,Çeçen halkının hür iradesiyle seçmiş olduğu meşru yetkililerinin Rusya tarafından resmen muhatap alınarak barış antlaşmasına varılmasını istiyor ve destekliyoruz.
  • Gerek diyasporadaki iş adamlarımızın kuracakları ortaklıklar ve gerekse yabancı ortaklarla birlikte Kuzey Kafkasyadaki ekonomik amaçlı yatırımların teşvik edilmesi ve yaşam standardının arttırılmasına çalışılmalıdır.
  • Eğitim olanaklarından, kültürel işbirliği ve turizmin imkanlarından maksimum düzeyde yararlanılarak  karşılıklı ziyaretler yoluyla ilişkilerin  arttırılmasına ve kaybolan değerlerimizin ve dilimizin birlikte derlenmesine önem verilmelidir.
  • Dünya Çerkes Birliğinin 1997’de UNPO genel kurulunda aldırmış olduğu kararın desteklenmesi, Rusya’nın, 1864 ÇERKES SÜRGÜNÜ ve SOYKIRIMINI  tanıması için sivil insiyatif olarak uluslararası kuruluşlar nezdinde  hak talebinde bulunmaya devam edilmesi ve Anavatan’a dönmek isteyenler için her türlü olanağın resmen sağlanması, dönemeyeceklere de ÇİFTE VATANDAŞLIK=ÇİFTE PASAPORT imkanının tanınmasını istemeye ısrarla devam edilmelidir.
  • Kafkasya politikasını belirlerken ve uygularken içinde yaşadığımız ülkeler olarak Türkiye ve Rusya’nın devlet ilişkilerindeki dengeye özen göstermek zorunda olduğumuzun bilincindeyiz. Buna karşın, parçalanmış bir halk olarak içinde yaşadığımız bu iki güçlü Devletten de sorunlarımızın çözümüne azami derecede katkı, kültürel ve ekonomik ilişkilerimizi artırma gayretlerimize destek ve kolaylık  beklemeyi de bir hak olarak görüyoruz.

Kaffed'den

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele