Abhazya: ‘Az’dan ‘çok’ yaratma pratiği…

Pazar, 27 Ekim 2013 23:15

28 Eylül-8 Ekim (2013) tarihleri arasında, Kartal Belediye Başkanı Altınok Öz’ün de yer aldığı kalabalık bir heyetle Abhazya’daydık. Zafer ve özgürlük günü kutlamalarına katıldık, devlet yetkilileriyle ve sivil toplum temsilcileriyle görüştük, dostlarla kucaklaştık, gezdik, gördük, gözledik. Yakın tarihini savaşlarla, tehditlerle, baskılarla ve ağır ambargolarla geçirmiş olan bu küçük ülke, son yıllarda heyecan verici bir gelişme içinde. Kıt kaynaklarına (ekonomik, teknik ve işgücü)rağmen olağanüstü bir kalkınma hamlesi başlatmış. Söz yerindeyse,‘az’dan ‘çok’ yaratıyor…

Pso sınır kapısından girer girmez gelişmeyi hissediyorsunuz. Sohum’a kadarki anayol tamamen yenilenmiş ve ışıklandırılmış. Dahası, Gagra’nın yamacında onyıllar öncesi başlanıp kaba halde bırakılmış olan tünel ve çevre yolu bağlantısı gayet başarılı bir şekilde tamamlanarak hizmete açılmış, gerçekten büyük bir proje başarılmış. Anayolun Oçamçira, Tkvarçal ve Gal etapları da tamamlanmak üzere. Yanısıra şehir, kasaba ve köylerdeki yollar, köprüler, elektrik-telefon-su hatları, kamu hizmet binaları, okullar, hastaneler, müzeler,parklar, oteller, işyerleri, alışveriş merkezleri, evler vs. herşeyiyle ülke baştan sonahızlı bir restorasyona girmiş.Savaşla yıkılıp-yakılmış olan, yıllar süren kuşatmayla harabeye dönmüş bulunan Abhazya, sihirli bir el dokunmuşcasını, bir-iki yılda gençleşip güleryüzlü bir ülke oluvermiş.

Nereden, nereye…

Abhazya’nın bugünkü başarısı,Abhaz halkının yüzyıllardır edindiği ‘zorluklarla başa çıkma’ pratiğinin bir eseri. Bu, güçlü bir iradeyle hayata tutunmanın, boyun eğmemenin, organize olup iş becerme kabiliyetinin sonucu. İşte bu irade, kabiliyet ve deneyim sayesinde, yüzyıllardır nice savaşlar, kıtlıklar, salgınlar, sürgünler yaşamış olsa da, nice büyük devletlerin-imparatorlukların saldırısına, istilasına uğramış olsa da, nice kırılmış ve yokolmanın eşiğine getirilmiş olsa da, Abhaz halkı hayata tutunmayı ve kendi ülkesinde özgür ve bağımsız yaşamayı sürdürebilmiştir.

Sadece şu son yüzyıla bir bakalım; 1900’lerin başında Abhazlar yenilmiş ve nüfusunun büyük çoğunluğu kırılmışken, sağ kalanların dörtte üçünü sürgüne vermişken, kalan 30-40 bin nüfusla, büyük bir imparatorluğun (Rusya) pençesi altında çaresizliğin sınırlarına itilmişken, yeniden silkinerek ayağa kalkmayı başarmış, Rusya’daki ve Kafkasya’daki büyük değişimi lehine çevirerek, Nestor Lakoba’nın öncülüğünde Abhazya’yı bağımsız bir ülke olarak tarih sahnesine yeniden çıkarabilmiştir. Sonra, parçası olduğu SSCB’de Stalin’in baskıcı rejiminin dayatmalarına direnmiş, en karanlık yıllarda dahi‘bir avuç’ Abhaz koca SSCB gücüne ve otoritesine meydan okuyarak haklarını koruma mücadelesi vermiştir.

SSCB dağılınca Abhaz halkı yeni bir tehditle daha karşı karşıya kalmış, Gürcistan’ın ilhak saldırısına uğramıştır. Abhazya nüfus, askeri ve ekonomik güç bakımından kendinden kat be kat büyükolan ve dünyanın desteğini arkasına alan Gürcistan’a karşı direniş savaşına başladığında da tarihi deneyimine, kararlılığına ve becerisine güveniyordu. Kardeş Kafkas halklarının ve diyasporanın da desteğini sağlayarak, yine zoru başardı, ‘az’dan ‘çok’ yarattı ve Gürcistan’ı yenilgiye uğrattı. Bu sadece Gürcistan yönetimini değil, tüm dünyayı şaşkına çeviren bir zoru başarma destanıydı.

Abhazya sonraki yıllar ağır bir ambargonun hedefi oldu. Dış dünya ile ilişiği kesildi, seyehat imkansızlaştı, ilaçtan gıdaya, akaryakıttan yedek parçaya hertürlü mal giriş-çıkışı bloke edildi. Sanılıyordu ki, Abhazya bu yolla teslim alınacaktı. Olmadı, Abhaz halkı direndi- dayandı, yine zoru başardı. Nihayet Rusya 2008’de Abhaz halkının hakkını teslim etti, Abhazya’nın bağımsızlığını tanıdı ve ambargoyu kaldırdı.

İşte böylece Abhazya olağüstü dönemleri geride bırakarak bugünlere ulaştı. Büyük bir enkazdı, geride kalan. Devleti kurumlaştırmak, yerel yönetimleri yapılandırmak, ülkeyi yeniden imar etmek, eğitimden sağlığa tüm alanlarda hizmet üretmek, halkın gündelik ihtiyaçlarını karşılamak ve hayatı güzelleştirmek. Ve, tüm bunları başarmak için kaynak sağlamak… Abhazya şimdi bunun mücadelesini veriyor. Yine ‘az’dan ‘çok’ yaratarak…

Kartal-Sohum kardeşliği…

Geçtiğimiz Mayıs’ta İstanbul Kartal’da ‘Abhazya Kültür Günleri’ düzenlemiş ve Kartal-Sohum arasında kardeşlik köprüsü kurmuştuk. Bu imkanı bize sağlayan Kartal Belediye Başkanı Altınok Öz ve beraberindeki heyet, bu gezimizde ‘özel konuklar’ olarak aramızdaydı. Yanısıra Kaffed Abhazya Çalışma Grubu’ndan, Sakarya Kafkas Kültür Derneği’nden ve çeşitli bölgelerden gelen arkadaşlarla biraradaydık. Kartal Belediye Başkanı ve heyeti resmi protokol dahilinde ağırlandı, Sohum-Kartal kardeşliği alkışlandı ve yapılan görüşmelerle geleceğe dair işbirliği projeleri konuşuldu.

Kaffed Abhazya Çalışma Grubu olarak da çeşitli temaslarda bulunduk. İlk görüşmemiz Geriye Dönüş Devlet Komitesi’nin yeni Başkanı Hrips Copua ile oldu. Karşılıklı bilgi ve görüş alışverişinde bulunduk. Copua, daha önce yapılan hataları-eksikleri bir kenara bırakarak diyasporadaki tüm kurum ve kuruluşlarla yapıcı diyalog ve sonuç odaklı işbirliği geliştirmek istediklerini, anavatana dönüş sürecini hızlandırmak üzere kapsamlı bir çalışma programı hazırlamakta olduklarını, en kısa sürede Türkiye’ye gelerek bu program üzerindetüm kesimlerle görüşeceklerini belirtti.

Öncelik Kafkasya’da…

Sonraki görüşmemiz Abhazya Dışışleri Bakanı Viacheslav Chirikba ile oldu. Chirikba bakanlığının yürüttüğü çalışmaları anlattı, kısıtlı bütçe ve kadro imkanlarına rağmen çokyönlü siyaset  geliştirmeye ve uygulamaya çabaladıklarını belirtti. Kardeş Kafkas halklarıyla ilişkilerin Abhazya açısından hayati önem taşıdığını, bu amaçla başta Nalçik, Maykop ve Çerkesk olmak üzere tüm Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerinin başkentlerinde konsolosluk-temsilcilik açmak üzere çalışmalara başladıklarını söyledi, Türkiye’deki temsilciliğin de Ankara’ya alınarak yeniden yapılandırılacağını belirtti. Biz de Türkiye’de yürüttüğümüz çalışmaları anlattık, işbirliğini daha dinamik ve daha koordineli hale getirmek yönündeki düşüncelerimizi paylaştık. Öncelikle gençlere yönelik ortak projeler geliştirmek üzeremutabakata vardık.

Diyasporadan beklentiler…

Resmi görüşmelerimizin sonuncusunu Devlet Başkanı Aleksandr Ankvab ile yaptık. Gayet samimi, yapıcı ve verimli geçen görüşmedediyasporanın durumu, örgütlenme süreçleri, Kaffed’ın birlik yapısı ve çalışmaları, Abhazya’nın diyasporaile ilişkileri, Abhazya’nın kardeş Kafkas cumhuriyetleriyle ve halklarıyla ilişkileri, anavatana dönüş çalışmaları, Abhazya’nın öncelikli beklentileri vs. pekçok konuyu ele aldık. Akbalık’taki ‘Ayaayra’ kutlamaları ile Kartal’daki ‘Abhazya Kültür Günleri’ etkinliklerine de atıfta bulunarakKaffed’in Abhazya’ya desteğinden dolayı teşekkür eden Ankvab, diyasporanın Abhazya için büyük önem taşıdığını, çokyönlü ve sistemli bir işbirliği oluşturmaya ihtiyaç olduğunu belirterek, “diyasporadan daha çok girişimci, daha çok sermaye, bilgi, teknolojive insan bekliyoruz” dedi.

Abhazya’da bulunduğumuz süre içinde Abhazya Devlet Müzesi’ni, Abhaz Dilini Geliştirme Vakfı’nı ziyaret ettik; gazeteci ve yazarlarla,Abhaz-Adige Gençlik Konseyi yetkilileriyle, Abhaz Devlet Spor Komitesi temsilcileriyle, Sohum Belediyesi Meclis üyeleriyle ve toplumun çeşitli kesimlerinden pekçok kişiyle görüşmelerde bulunduk. Velhasılı bizim için verimli, başarılı, dolu dolu bir Abhazya gezisi oldu.

Sezai Babakuş, 20 Ekim 2013

 

 

KÖŞE BUCAK YAZILARI

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele