9. ULUSLARASI UZUNYAYLA ÇERKES KÜLTÜR FESTİVALİ ÜZERİNE...

Perşembe, 30 Ağustos 2018 10:06
  • Yazan  Ümit Dinçer

Rakamları speküle etmenin hiçbir anlamı yok; 25.000 mi, 30.000 mi, 35.000 mi?

Mahşeri bir kalabalığı o alana toplamak, gecenin yarısına dek 8-10 saat alanda tutmak dünyanın neresine giderseniz gidin organizasyonel açıdan büyük başarıdır. Anavatandan gelen misafirimiz Sokur Valeri “Muazzam bir kalabalık, inanın Nalçik’te böylesi bir kalabalığı toplamak mümkün değildir” diyerek ifade etti kalabalığın niceliğini.

Organizasyon Komitesi Başkanı sevgili dostum Hanifi Akkan ve Kayseri Kafkas Derneği Başkanı kardeşim Boran Hayrettin Seyhan'ın şahsında emeği geçen herkesi tebrik etmek boynumuzun borcudur. Kuşkusuz bu organizasyonların görünen yüzü neşe, coşku, mutluluk, güzellikler ile katılımcıların hatıralarında yer bulurken; arka plan ve hazırlık aşamasındaki emek, stres, yorgunluk, yıpranmışlık vs. işin mutfağındakilerin bedenine ve ruhuna kazınır. Eleştiri yaparken de eleştiriyi alırken de bu perspektiften bakmak gerekir. Bu itibarla muazzam bir emek, başarılı bir organizasyon ve 1998 yılında Büyükgümüşgün köyündeki ilk festivalle karşılaştırdığımda her yönüyle “tekamül etmiş” bir festival gördüğümü rahatlıkla söyleyebilirim. Bazen “gereğinden fazla mı acaba?” dedirten çok ama çok dolu bir program taşındı sahneye. Lokal performans figürleri de vardı, uluslararası ağırlığa sahip sanatçılar ve gruplar da…

Hepsinin sağlam kitleleri, sadık izleyicileri olduğunu gördük; bu herkes açısından sevindirici idi. Lokal ekiplerimiz de böylesi bir deneyimi iyi göğüslediler, onları da tebrik etmek gerekir. 30-35 000 kişinin karşısında adını söyleyemeyecek kişiler derin eleştirilere girişmesin boşuna. Ekipler, kişiler böyle olgunlaşır ve gelişir. Müzikalite açısından bence çok iyi bir gece idi. Tüm sanatçı ve grupların kendine has “tınısı” ve “tutkunu” vardı. İlgiyi hep diri tutmayı başardılar. Nehuş Kerim Uzunyayla’da da fenomen olmayı başarmış, geç saatte sahne almasına rağmen “sadık” izleyicisi ısrarla bekledi ve hedefe vardı bence. Sati Kazanova da Türkiye Çerkesleri ile ilk buluşmasında iyi bir sınav verdi, farklı bir vizyon açtı diyebiliriz. Ama Hatti bence gecenin tartışmasız “yıldız” grubu idi. Bir dünya markası olmayı hak ettiklerini düşünüyorum. Parça seçimleri de müzikaliteleri de üst seviyede idi. Yerel olanı da beynelmileli de bu kadar güzel yapan bizden bir grubun olması büyük bir şey… Her seferinde tekrar hayran oluyorum…

Bu tür organizasyonlarda aksaklık, eksiklik, ufak tefek kusurların olmaması mümkün değildir. Burada da tabii ki vardı, bunları samimiyetle belirtmek gerekir. Benim en belirgin eleştirim “Organizasyon Thamadesi” olmaması idi. Bu bizim kültürel “Alamet-i Farikamız”dır. Muhtemelen geçen yılki olumsuz örnek sebebiyle gözardı edilmiş olabilir; ancak tam aksine bu yıl “doğru örnek” olmalı ve toplum “İşte budur” diyebilmeli idi.

Katılımcıları idare etmek, hele ki bu sayıda katılımcıyı yönlendirmek zordur ama daha çok yönlendirme ve bilgilendirme yapılabilirdi; program içeriği el ilanları ile veya akıllı telefon uygulamaları ile kullanıma sunulabilirdi. Özellikle çevre temizliğine dikkat etmek ve “Çerkes duruşu” önemle vurgulanması gereken konulardı, bazen “Bize yakışmadı!” dediğimiz manzaralarla karşılaştık ki bu katılımcıların sorunudur büyük ölçüde. Alan çok büyük ve katılım çok fazla olunca özellikle arka taraflar olaydan koptular, ses sisteminin (ilave kolonlarla) arkaya da uzatılması gerekirdi. Protokol yer seçimi başlangıçta sıkıntılı idi sonra düzeltildi…

Ali İhsan Varol’un programı hem uzun hem de içeriği itibarı ile en çok eleştiriyi hak eden program idi. Ancak canlı sahne performanslarında, hele hele “ünlüler” açısından bunu engellemek neredeyse imkânsızdır. Ben bir Çerkes olarak hem katılımcılara hem de “Veritl” Ali İhsan’a yakıştıramadım.

Son olarak çok önemsediğim bir konu; gelecek yıllarda festivallerimizde ilgiyi devamlı diri tutmak açısından Adiğabze sunumu “gümbür gümbür” sunucularla ve teknik detaylarla (doğru ve iyi mikrofon kullanımı) sahneye taşıyabilmemiz, daha çok anadilimizle “sunum” yapabilmemiz gerekir. Kayseri’nin, Uzunyayla’nın hala bu potansiyeli var ve dilimizi kamusal alanda daha fazla ve doğru kullanmak hayati derecede önemlidir.

Bu yazının amacı salt övgü olmadığı gibi salt eleştiri de değildir. Bizim olanın daha iyi, daha nitelikli olması için samimi değerlendirmelerimdir.

Çok şey söylenip yazılabilir ama nihayetinde şunu açık yüreklilikle söylememiz gerekir: Kayseri Kafkas Derneği,  50. yılına yakışır bir festivali alnının akıyla başarmıştır. Sağolun varolun...

Тхьэм фи щlэныгъэр, фи lэщlэгъэр йгъэбагъуэ. Ди хасэр илъэс мин и гъапсэу...

KÖŞE BUCAK YAZILARI

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele