Maykop Rüyası

Cuma, 16 Kasım 2018 14:03
  • Yazan  Thats Şeneser Tokmak

Kentte doğup büyüyen bir çocuk olarak evimde duyduğum ve konuştuğum ilk dil Adığabze. Yaşadığım çevre, yazları gittiğimiz köyümüz, evimize gelenler, bizim gittiğimiz evler, her yerde kullanılan dil ve yaşam biçimi. Dış dünyaya açılıp sokakta oynamaya başladıktan sonra öğrendiğim Türkçe ve okul yıllarımın başlamasıyla tanıştığım arkadaşlarımdan farklılığımızı algılayıp anneme sorduğumda “biz Adığe’yiz de ondan” cevabıyla zihnimde farklı bir pencere açılmıştı. 10 yaşlarında misafir odasında kıymetle korunan kadife yastığın üzerindeki işleri merakla sorduğumda dışeyide olduğunu, Kafkasya’dan geldiğini, babaannemin elbisesinden çıkarılıp köşe yastığı yapıldığını ve Adığelere ait bir işleme olduğunu öğrenmiştim annemden.

DIŞEYİDE…

KAFKASYA…

Bu sözcükler büyülü ve esrarengiz gelmiş; zihnimde başka bir kapı daha açılmıştı. Ebeveynlerim merak ve sorularımdan; tarihi bilgileri öğrenmeye hazır olduğumu anlamış olacaklar ki Kafkasya’nın anavatanımız olduğunu, buraya gelişimizi, annemin annesinden dinlediği Kafkasya’daki yaşamlarını, anavatanın güzelliklerini, savaş ve sürgün esnasında yaşananları bİr bir anlatmaya başladılar.

Babaannemden dinlediğim Adığabze masallar, halamın, amcamın çaldığı pşine, söylenen woredler, bazı ğıbzelerin (ağıtların) içindeki anlamlandıramadığım cümle ve duygular çocuk zihnimde yerini bulmuştu. Bundan sonrası bulabildiğim kitap ve kaynaklardan büyülü Kafdağı’nın ardını öğrenme çabasıydı.

      Anavatan gezisiyle ilgili duygu ve izlenimlerimi yazacak iken neden buradan başladığıma kısaca değinmek isterim: Anneme; Maykop’a, anneannesinin anlattığı yerlere hem de Adığe el sanatlarıyla ilgili kültürel bir sergiye katılacağımızı söylediğimde anavatana ilk gidişimin bize dair ilk merak ettiğim şey yani dışeyide vesilesiyle olmasının ilginç olduğunu söyledi. Birlikte geçmişe dönüp uzun uzun konuştuktan sonra “Hiç bilmeden sevip özlediğim topraklara benim gözümle de bak” diye ekledi. Bu andan sonra anavatana gidiş benim için başka bir anlam daha kazandı.

Yıllardır merakla araştırdığım, gidebilmeyi hayal ettiğim yerlere gitmek; o havayı solumak heyecanını paylaştığım kocaman bir grupla bu yolculuğa çıkmak ayrı bir mutluluktu. Bir an bile kendimi yabancı hissetmeden sanki orada doğmuş büyümüş bir süre ayrıldıktan sonra geri dönmüştüm. Sevgi ve ilgiyle karşılandığımız köyler, tanıştığımın her insanla anadilimle diyalog kurabilmem, kalanların ve gidenlerin çocukları olarak merakla karşılıklı paylaştığımız duygu ve bilgiler çok kıymetliydi benim için.

Bleşepsna Köyü’nde karşılanmamız, thamadelerle kurduğum diyalog, hiç görmediğim dedem Thats Kanemeth’e ulaşmak gibiydi benim için. 1903’te Türkiye’de kurulan köyümüzün Natırbyhable’den geldiğini söylediğimde bulunduğumuz yere çok yakın olduğunu ve köyün aynı adla durduğunu gözleri yaşararak söyledi thamade. Ama sürgünden sonra tümüyle Rusların yerleştirildiği bir köy…

Yugoslavya’dan, Ürdün’den, Suriye’den, Türkiye’den ve dünyanın pek çok yerinden dönenlerin kurduğu Mefehable Köyü’nü, Maykop’a yerleşip orada bir yaşam kurmuş soydaşlarımızı, hepimizin orada yaşamakla ilgili hayallerini gerçekleştirdikleri için gıpta ederek ve kıvançla izledim. Dünyanın pek çok ülkesinden cumhuriyet kutlamaları için bir araya gelmiş soydaşlarımla anadilimde konuşmak, duymak, paylaşmak kısacık ama unutulmayacak, ana sütü sıcaklığında duygular yaşattı.

Soluduğum hava, içtiğim su, bastığım toprak, gözümün gördüğü hiçbir şeyi kaçırmadan, ait olduğum toprakları sevgiyle, hüzünle, hasretle hafızama kaydederken bu anların biteceği duygusu da bırakmadı zihnimi. Yetmedi… Bir daha gitmek ve sindire sindire gezmek isteğiyle döndüm.

Biriktirdiğim tüm bu güzel duygu ve anılarda payı olan, bu yolculuğa birlikte çıktığım ve yolda tanıdığım tüm arkadaşlarıma, misafirperverlikleriyle hep yanımızda olan Maykop’taki dostlarımıza ve bu yolculuğa vesile olan Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) yetkililerine teşekkür ediyorum.

Tarihte yaşananlara, ayrılığa, sürgüne, başka kültürlere rağmen hala bir arada olabilmeye konuşabilmek, konuşabilmek, dokunabilmek için çokça vesilemiz var aslında. Kendi evlerinin bizim evimiz olduğunu ifade ederek samimiyetle davet eden insanlarımızın yanı sıra dönmek ve gezmek isteyenlerin kalabileceği bir evimiz de var artık; Tıj İlkay Misafirhanesi. RUHU ŞAD OLSUN…

 

KÖŞE BUCAK YAZILARI

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele