Bir Bavul Bir Bilet

Bir Bavul Bir Bilet

 

Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun (KAFFED) kuruluşunun 16. yıldönümü etkinliği olarak düzenlenen “Dönüş ve Diaspora-Anavatan İlişkileri Konferansı ve Çalıştayı” 6-7 Temmuz 2019 tarihlerinde Ankara’da yapıldı. 6 Temmuz tarihindeki konferansa meşguliyetim nedeniyle katılamadım ancak 7 Temmuz’daki “çalıştaya” katılma fırsatı bulabildim. 2. Gündeki faaliyet her ne kadar çalıştay olarak duyurulduysa da bir beyin fırtınası şeklinde gerçekleştirildi. Çalıştay, literatürde belirli bir konuda sorunların çözülmesi, kararların alınması amacıyla konu ile ilgili uzman/yetkin kişilerin bir araya geldiği bir analiz, değerlendirme, karar alma ve planlama süreci olarak tanımlanmaktadır ve belirli bir tekniği vardır. Beyin fırtınası ise bir konu hakkında fikirlerin ön yargısız ve serbestçe katılımcılara açıklandığı, çalıştayda da faydalanılan bir yöntemdir. Her neyse, ben toplantı demeyi tercih ediyorum.

Toplantıda çok sayıda konuşmacı, konu hakkında görüş ve önerilerini ilettiler. KAFFED’in toplantı ile ilgili kapsamlı bir rapor düzenleyeceği ve kamuoyu ile paylaşacağı da açıklandı. Toplantıda katılımcılar, bazen duygularını katarak, bazen kişisel tecrübelerine dayanarak çok farklı ölçekte ve detay seviyesinde görüşler ve öneriler dile getirdiler. Konu ile ilgili görüşleri aşağıdaki başlıklar altında özetlemek mümkün:

Anavatan ile ilişkilerin arttırılması:

  • Turizmin geliştirilmesi, dernekler aracılığı ile Kafkasya’ya sürekli ve yaygın biçimde turlar düzenlenmesi,
  • Anavatanda turistik tesisler kurmayı amaçlayan kooperatifler kurulması,
  • Herkesin ömründe bir kez anavatanı ziyaret etmesinin sağlanması,
  • Anavatandan gençlerin Türkiye’de misafir edilmesi faaliyetlerinin yaygınlaştırılması,
  • Abhazya’nın Adigelere vatandaşlık vermesinin sağlanması,

Anavatan ve dönüş konusunda farkındalığın arttırılması:

  • Festival, düğün vb. sosyal etkinliklerde konunun dernek yöneticilerince gündeme getirilmesi,
  • Yüzü anavatana dönük gençler yetiştirilmesi, bu amaçla derneklerde okul seviyesinde eğitim sağlanması,

Politika ve strateji oluşturulması:

  • Dönüş konusunda, değişen şartlardan, siyasilerden, liderlerden bağımsız bir politika oluşturulması,
  • Dönüş politikasının belirlenmesi ve her yıl revize edilmesi,
  • Hem anavatandaki hükümetlerin hem de diasporanın stratejiyi oluşturması,

Örgütlenmenin etkinleştirilmesi:

  • KAFFED’de uzman/yetkin kişilerin görev alması, KAFFED’in bir devlet organı gibi çalışmasının sağlanması,
  • Tüm derneklerin işlevsel olarak yeniden örgütlenmesi ve her dernekte “Anavatanla İlişkiler Komisyonu” kurulması,

Kullanılan kaynakların çeşitlendirilmesi ve arttırılması:

  • Türkiye’nin kurum ve kaynaklarından (özellikle gençler için ayrılan fonlardan) yararlanılması,
  • Üniversitelerdeki bilim insanlarından yararlanılması, daha fazla akademisyen, bilim insanı ve sosyoloğun konu üzerinde çalışmasının sağlanması,

 

Dil Öğrenilmesi:

  • Dil öğrenmenin doğru ortamlarının oluşturulması,
  • Simultane tercüme yapabilecek uzmanların yetiştirilmesi,
  • Rusça öğrenilmesi,

Türkiye - Rusya İlişkileri:

  • Türkiye-Rusya ilişkilerinden yararlanılması,
  • Vize uygulamasının kalkması,

Dönüşün başlatılması:

  • Derneklerin her yıl 1 aileyi göndermeyi hedeflemesi,
  • Kooperatif kurularak çok sayıda insanın götürülmesi,
  • Her yıl belirli sayıda ailenin nakledilmesi ve maddi olarak desteklenmesi, bu amaçla özel fonlar oluşturulması,
  • Anavatanda toprak, ev edinilmesi,
  • Dönüş için çok büyük projeler beklenmemesi, herkesin kendi ölçeğinde avantajlı yönlerini değerlendirmesi,
  • Ustalık, işletmecilik, vb. emek esaslı çalışanların dönüşe yönlendirilmesine öncelik verilmesi,
  • Rusya Federasyonu’nun dönüşle ilgili mevzuatından ve Adigey Cumhuriyetinin bu çerçevede hazırladığı programdan azami derecede faydalanılması,
  • Rusya Federasyonu’nun ilgili yasalarının tercüme edilmesi,
  • Anayurda dönenleri belirli bir süre desteklemek amacıyla vakıf kurulması,

Yöntem:

  • Toplumun ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bilimsel olarak sosyolojisinin çalışılması, bu amaçla proje oluşturulması, kaynak tahsisi.

Diğer:

  • Anavatanda günlük yaşamla ilgili beklentilerin yüksek tutulmaması,
  • Gençlerin, hukukun üstünlüğü, bireysel hak ve özgürlüklerin genişliği, vb. nedenlerle Türkiye’den ABD’ye ve Avrupa’ya göç etmesi konusunda yapılabileceklerin belirlenmesi,
  • Bireysel dönüşte, maddi, manevi tüm birikimlerin deyim yerindeyse sıfırlanması nedeniyle dayanışma gerekliliği,

Dönüş ve dönüşçü kavramları:

  • Dönüş fikrinin modifiye edilmesi, dönüş kavramının kapsamının genişletilmesi,
  • Dönüş fikrinin itici gücünün çözümlenmesi, dönüşün neyin üzerine kurulacağının belirlenmesi,
  • Kendisini Çerkes olarak tanımlayan herkesin potansiyel olarak dönüşçü olduğu, bu potansiyeli harekete geçirmenin ise kurumların sorumluluğunda olduğu,
  • Dönüş kavramının netleştirilmesi, bu amaçla dönüş için konferansta yapılan birinci tanım kapsamında muhacerette ve anavatanda ulusal demokratik mücadele çerçevesindeki anlamının değil ikinci tanım olan sürgün halklar ve ekonomik göç gruplarının geliştirdiği diaspora stratejileri çerçevesindeki anlamının KAFFED’in bu çalışmasına esas olması. Siyaset olarak dönüşün yükümlülüğünün KAFFED’e ait olmaması, bu konuda diğer ilgili kurumların kendi çalışmalarını yapması,
  • Dönüşçü olmak için anavatana dönmek gerekmediği, Çerkes kalmak isteyenin (potansiyel olarak) dönüşçü olduğu,

Toplantıda tek bir konuşmacı tarafından anavatandaki sorunlar somut olarak dile getirilmiş olup, bunları aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür:

  • Ekonomi: İşsizlik- Kuzey Kafkasya’da resmi istatistiklere göre %10 civarında işsizlik mevcut olup, bu oran 464 bin kişiye tekabül etmektedir,
  • Güvenlik: Feodal (akrabalık) ilişkileri (Abhazya’da) çok güçlü olup akrabası olmayanların ya da az olanların korunması konusunda destek ihtiyacı vardır. Yatırımcı açısından, güvenlik, istikrar, hukukun üstünlüğü konularının geliştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır,
  • Entegrasyon: Anavatana dönenler çoğunlukla sosyal olarak kendi içlerine kapanıyorlar, entegrasyon yeterince sağlanamıyor.

Görüldüğü gibi “dönüş” hakkındaki görüş ve öneriler çok çeşitli olup, başlıkların oluşturulması, sıralama ve sınıflandırmalar tarafımdan yapılmış, maddelerin tümü ise toplantıda dile getirilmiştir. Burada kanımca en dikkat çekici olan, dönüş ve dönüşçü kavramları konusundaki tartışmalardır. Örneğin bir konuşmacı dönüş kavramının, yalnızca kalıcı olarak dönüşleri değil çeşitli biçimlerde yılın bir kısmını anavatanda geçirmeyi de kapsayacak şekilde genişletilmesini tartışma konusu yaparken, başka bir konuşmacı siyaset olarak dönüşün yükümlülüğünün KAFFED’e ait olmamasını önermektedir. Esasen bir beyin fırtınasının temel amacı da konu ile ilgili her görüşün ön yargısız olarak dile getirilmesi olduğuna göre farklı görüşlerin olması son derece normaldir. Burada normal olmayan husus, bu tartışmanın kurumsal düzeyde bugüne kadar yapılmamış olmasıdır. Nitekim, bir konuşmacı “dönüş” konulu bir konferansın/toplantının ilk kez düzenlenmiş olması nedeniyle KAFFED’i kutlarken, ben bunun bugüne kadar yapılmamış olduğunu şaşırarak ve üzülerek öğreniyordum. Dönüş konusu, yine toplantı katılımcılarından birisinin dile getirdiği gibi 40 yıla yakın bir süredir toplumumuzun gündeminde, ancak ne olduğu henüz bilinmemekte ve anlaşılamamaktadır ki, kavramın kendisi tartışılmaktadır. Ne olduğu üzerinde henüz anlaşma sağlanamayan bir hususun nasıl gerçekleştirilebileceği ise başka bir muamma. Yine benzer şekilde, başka bir konuşmacıdan Çerkes kalmayı istemek şartıyla, deyim yerindeyse oturduğu yerden herkesin “dönüşçü” olduğunu öğreniyoruz ki bu fazla kucaklayıcı yaklaşıma toplumumuzun bir kısmının itiraz edeceğini kestirmek hiç zor değil.

Dönüş fikrinin (kanımca, yayınlandığı dönemde benim de okuyucusu olduğum Yamçı dergisinde) somut olarak ortaya atıldığı 1970’li yılların ikinci yarısında, dünya iki kutuplu, Türkiye içine kapanmış ve Çerkeslerin büyük çoğunluğu da kırsal kesimde yaşamaktaydı (1970’li yıllarda nüfusun kabaca 2/3’ü köylerde yaşarken bu oran bugün %10’un altındadır). Kırsal kesimdekilerin hemen hepsinin tarım ve hayvancılıkla geçindiğini, toplumun nispeten homojen bir yapıya sahip olduğunu söylemek mümkün. Ancak toplumumuzun önemli bir kısmı bugün kentlerde, metropollerde, çok sayıda ve farklı iş kollarında, farklı mesleklerde, farklı değerlerle ve yine farklı kültürlerle birlikte yaşıyor. Dünya değişirken, Türkiye ve anavatan değişirken, dönüş fikrinin bütün bu süre zarfında sadece fikir olarak kalmasını, uygulama bir yana, kendisini tüzüğünde “demokrat bir sivil toplum örgütü” olarak tanımlayan, ilkelerinde “demokratik işleyişin esas olduğunu” ilan eden KAFFED’de, kurumsal düzeyde hiç tartışılmamış, değerlendirilmemiş olmasını, dönüşün bugüne kadar adeta bir bavul ve bir biletten ibaret görülmesini nasıl değerlendirmeliyiz? Her fırsatta, “yüzünün anavatana dönük olduğu” belirtilen KAFFED ya da üye dernekleri tarafından geliştirilmiş dönüş amaçlı tek bir proje dahi olmadığını, bugüne kadar bu yolla dönmesi sağlanmış tek bir kişinin olmamasını nasıl açıklamalıyız? Kurumlarımız bir yandan ham bir dönüş fikri ile on yıllarca oyalanır, üyeleri ve toplum atalete sürüklenirken, diğer yandan Türkiye’deki demokratik hak mücadelesinin dışında kalmanın getirdiği kayıpların telafisi mümkün mü? Bizim gibi asimilasyona uğrayan, dilini, kimliğini, kültürel değerlerini hızla yitiren ve gözle görülür biçimde yok oluşa sürüklenen bir toplum açısından zamanın değerini hatırlatmaya ise bilmem gerek var mı?

Toplantıda dile getirilen görüşlerin tamamı değerli şüphesiz, her birinin de ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Ancak bu görüşlerin kişisel gözlem dışında herhangi bir araştırmaya, bulguya, veriye dayandığını söylemek pek mümkün değil. O halde nereden başlamalı, nasıl bir yöntem izlemeli? Belirleyebildiğim kadarıyla toplantıda yöntem konusuna tek bir konuşmacı değindi: “Toplumun ihtiyaçlarının belirlenmesi ve sosyolojisinin çalışılması”.

O halde çözüm ve yöntemi nedir? Çözüm, KAFFED’in vizyonunu (idealini) ve misyonunu (varlık sebebini) Anavatana Dönüş konusunu da değerlendirerek yeniden tanımlaması, hedeflerini (neyi, ne zaman, ne kadar yapacağını) belirlemesi, stratejiyi (hedeflere nasıl ulaşılacağını) geliştirmesi, planlarını (uzun, orta ve kısa vadelerde) oluşturması, politikalarını (karar alma ve iş süreçlerindeki rehber ilkelerini) belirlemesi, projelerini hazırlaması, kaynak tahsisi, faaliyetlerin programlanması, yürütülmesi ve sonuçların toplumla paylaşılmasıdır. Tüm bunların yönünün, kapsamının ve ölçeğinin belirlenmesi için ise hem Türkiye Çerkeslerinin, hem anavatanın, ekonomik, politik, hukuki, sosyal ve kültürel yapılarının ve koşullarının bilimsel olarak araştırılması ve bu araştırmaların sonuçlarının kullanılması elzemdir.

 

Muzaffer Dinçer

Ankara Çerkes Derneği Üyesi

 

Yazarın Diğer Yazıları Muzaffer Dinçer

yukarı çık